Duyuru

Balkan meseleleri, Uluslararası Adalet Divanını meşgul etmeye devam edecek

Dünyadan Haberler

  /   234   /   06 Haziran 2014, Cuma

 Yazdır

  

 

 

 

Kosova’nın bağımsızlığının yasallığı konusunda kanaatini bildirmesi de istenen uluslararası mahkeme, dört bölge ülkesinin dahil olduğu davalara bakacak.

(Çeşitli kaynaklar -- 19/10/08 - 28/11/08)

photo

1945 yılında kurulan Uluslararası Adalet Divanının esas görevlerinden biri de, devletler arasındaki yasal anlaşmazlıkların karara bağlanması. [Getty Images]

1995 yılında Bosna Hersek’te gerçekleştirilen Srebrenica katliamı ile ilgili olarak, soykırım konusunda doğrudan sorumluluğu bulunduğu yönündeki suçlamalardan beraat eden Sırbistan, şimdi yine benzer bir dava ile Uluslararası Adalet Divanının (ICJ) önünde.

Lahey'de bulunan mahkeme, 18 Kasım’da, Hırvatistan’ın, Sırbistan’ı 1991-1995 yılları arasında iki ülke arasında yaşanan savaş sırasında 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesini defalara ihlal etmekle suçladığı bir davayı incelemeye yetkili olduğuna hükmetti.

Zagrep, Temmuz 1999’da ICJ’de dava açtığında, altı eski Yugoslav cumhuriyetinden sadece ikisi – Sırbistan ve Karadağ – hâlâ Federal Yogoslavya Cumhuriyeti bünyesinde yer alıyordu. Şubat 2003’te bu iki cumhuriyet, Sırbistan-Karadağ birleşik devletini kurdu. Söz konusu devlet birliği, Mayıs 2006’da Karadağ’da yapılan bir bağımsızlık referandumu ile son buldu.

Bundan kısa bir süre sonra Sırbistan parlamentosu, Sırp Cumhuriyetini, Sırbistan ve Karadağ birleşik devletinin yasal halefi ilan etti.

ICJ, ilgili kararında, Hırvatistan tarafından açılan davada tek davalının Sırbistan olduğuna hükmetti. 17 hakimden oluşan mahkeme, Sırbistan’ın davayı durdurmak için sunduğu, mahkemenin yetkisi ve Hırvatistan’ın şikayetinin kabul edilebilirliğine ilişkin üç itirazı da reddetti.

Zagrep, Yugoslavya’nın, "1991-1995 yılları arasında, Dalmaçya’nın bazı bölümlerine topçu ateşi ve saldırılar düzenleyip, Hırvatları [ve Sırp ulusuna mensup olmayan diğer vatandaşları] bu bölgelerden çıkararak, Knin bölgesi ve doğu Slavonya'nın kontrolünü ele geçirmek suretiyle" Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiğini iddia ediyor.

Hırvatistan, söz konusu eylemlerin amacının, "bu bölgeleri etnik açıdan temizleyip, daha büyük bir Sırp devleti oluşturmak üzere Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (FRY) ile birleştirmek" olduğunu savunuyor.

Hırvatistan ayrıca, Yugoslavya’yı, Kinin bölgesinde Ağustos 1995’te Hırvat Ordusu tarafından gerçekleştirilen Fırtına Oprasyonundan hemen önce ikinci bir etnik temizlik harekatı yapmakla da suçluyor. Dava metninde, Belgrad'ın o dönemde etnik Sırp nüfusunu bölgeyi boşaltmaları için "yönlendirdiği, kışkırttığı ve zorladığı" iddia ediliyor.

Hırvatistan, hem söz konusu eylemlerin Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiğini kabul eden, hem de Sırbistan’ı, bu eylemler sırasında zarar gören kişi, mal ve mülkler için, ICJ’nin öngöreceği miktarda askeri tazminat ödemeye mahkum eden bir karar istiyor.

photo

Uluslararası Adalet Divanı hakimleri, Sırbistan Karadağ tarafından, 1999 yılında Kosova savaşı dönemindeki askeri müdahale esnasında soykırım yapmakla suçlanan sekiz NATO üyesinin eylemlerinin meşruiyetiyle ilgili iddialarını dinliyor. [Getty Images]

Zagrep, Sırplar tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemleri sonucunda 20.000 kişinin hayatını kaybettiğini, 800.000 kişinin ise sürüldüğü ya da evini terketmek zorunda kaldığını iddia ediyor. 590 köy ve kasabanın zarar gördüğü tahmin ediliyor. Davada ayrıca Hırvatistan’ın toplam ekonomik kapasitesinin yüzde 25’i ve turistik tesislerinin yaklaşık yüzde 10’u zarar gördüğü ya da imha edildiği iddia ediliyor.

ICJ, Sırbistan’a savunmasını hazırlaması için bir yıl süre verdi, fakat mahkemenin başlamasının, bunun üzerine en az bir 12 ay daha alacağı tahmin ediliyor.

Mahkemenin kararına yanıt vermekte gecikmeyen Belgrad, Hırvatistan'a Fırtına Operasyonu ile ilgili bir karşı dava açacaklarını ve bu dava kapsamında, İkinci Dünya savaşı sırasında Nazi yanlısı Hırvat rejimi tarafından işlenen suçlara da değinebileceklerini belirtti.

Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç, "20. yüzyılda yaşanan tüm olayları, 2. Dünya Savaşı ve Bağımsız Hırvatistan Devleti dönemindeki bütün olayları inceleyeceğiz. Gerçekleri ortaya koyup AB’deki ortak geleceğimizi güvence altına alabilmek için tarihe başvuracağız", dedi.

Sırbistan aleyhine açtıkları soykırım davası ile ilgili olarak ICJ’nin Şubat 2007'de verdiği kararla hayal kırıklığına uğrayan Bosna Hersek (BH), Hırvat-Sırp davalarının nasıl sonuçlanacağını yakından takip edecek. Oturumlar esnasında yeni deliller ortaya çıktığı takdirde, Saraybosna, Dünya Mahkemesi olarak da bilinen Lahey mahkemesinin, kararının gözden geçirmesini isteyebilir ve hatta davanın yeniden görülmesini talep edebilir.

Bir yandan bölgede yaşanan şiddet eylemlerinin yankıları ile uğraşan mahkeme, diğer yandan da iki Balkan ülkesinin içine düştüğü zorlu, fakat şiddet içermeyen bir anlaşmazlığı da çözmeye çalışacak.

Makedonya, komşusu Yunanistan'a, 1995 tarihli geçici bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasıyla dava açtı. Anlaşmaya göre Yunanistan, -- Makedonya’nın 1993 yılında BM’ye katıldığında taşıdığı isim olan -- Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti (FYROM) adının kullanılması şartı ile, ülkenin uluslararası kurum ve kuruluşlara üyeliğine "itiraz etmemeyi" kabul etmişti.

Fakat bu yılın başında Yunanistan, iki ülke arasındaki isim anlaşmazlığını gerekçe göstererek, Makedonya’nın NATO'ya davet edilmesi önerisini veto etti. Makedonya, 17 Kasım tarihinde ICJ'de dava açtı.

Yunanistan, Yunan toprakları üzerinde hak iddiası doğurduğu ve Yunanistan’ın kültürel mirasını ihlal ettiği gerekçesiyle, Makedonya Cumhuriyeti ismini tanımayı reddediyor. NATO ve AB’nin de aralarında bulunduğu çoğu uluslararası örgüt, bu Balkan ülkesi için resmi olarak FYROM adını kullanıyor.

Geçici anlaşmanın bizzat Üsküp tarafından pek çok kez ihlal edildiğini öne süren Yunanistan, söz konusu davanın, isim meselesi ile ilgili olarak BM öncülüğünde yapılacak görüşmeleri "geciktirmeye yönelik bir taktik" olduğunu söylüyor.

photo

Uluslararası Adalet Divanı hakimleri, bir oturum için Lahey'e geliyor. [Getty Images]

Makedonya’nın başvurusu, ICJ’yi BH’nin 1993 soykırımı ile ilgili davası kadar meşgul etmese de, mahkemenin bu konuda birkaç yıldan önce bir karara varamayacağı tahmin ediliyor.

1945 yılında kurulan Uluslararası Adalet Divanının esas görevlerinden biri de, devletler arasındaki yasal anlaşmazlıkların karara bağlanması. Mahkemenin bu tür davalara ilişkin kararları, taraflar açısından nihai ve bağlayıcı nitelik taşıyor ve bu kararlara itiraz edilemiyor.

Mahkemenin diğer görevi de, BM organları ve uzman makamlar tarafından iletilen yasal sorularla ilgili kanaat bildirmek. Bu tip meselelerin sonuncusu, 10 Ekim’de Dünya Mahkemesine sunulan ve yine Balkanlarla ilgili bir konu.

8 Ekim’de yapılan oylamada Genel Kurul, Sırbistan tarafından sunulan ve Kosova’nın 17 Şubat’ta tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesinin uluslararası hukuka uygun olup olmadığına ilişkin olarak ICJ’nin kanaatini bildirmesini talep eden bir teklifi onayladı.

Kosovalı yetkililer, BM ve üye devletlere, konu ile ilgili yazılı açıklamalarını sunmaları için 17 Nisan 2009 tarihine, birbirlerinin açıklamaları ile ilgili yorumda bulunmaları için ise 17 Temmuz'a kadar süre verildi. ICJ, bu tarihten sonra sürece ne şekilde devam edileceğine karar verecek.

Mahkemenin bu mesele ile ilgili son kararı, bağlayıcı bir nitelik taşımayacak. ICJ hakimleri, Priştine’nin bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka uygun olmadığını söylese bile, Kosova’yı tanıyan 50’den fazla ülkenin hiçbirisi, bu kararlarını değiştirmek zorunda kalmayacak.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır. 

  

Yorumlar