Duyuru

Müftülük binalarımız işgal altında

Röportajlar

  /   1444   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ile Milli Gazete yazarlarından Ayhan DEMİR'in gerçekleştirdiği önemli bir söyleşinin tam metni:

 

Sayın Müftüm, Batı Trakya derken nereyi kast ediyorsunuz? Yunanistan'da yaşayan Müslümanlar genelde hangi bölge ve şehirlerde ikamet ediyorlar?

Yunanistan'ın dokuz coğrafi bölgesinden biri olan Batı Trakya; doğu Meriç Nehri ile Türkiye'den, batıdan Karasu Nehri ile Makedonya bölgesinden ayrılmıştır. Kuzeyden Rodop dağları ile Bulgaristan'dan ayrılarak, Güneyden Ege Denizi ile çevrilmiştir.

Batı Trakya dediğimiz bölge, 8 bin 578 kilometre karelik sahayı kapsamaktadır. İskeçe, Gümülcine (Rodop), Dedeağaç (Evros) olmak üzere üç ayrı vilayetten oluşmaktadır. Batı Trakya'da nüfus 350 bin civarında olup, burada yaşayan Batı Trakya Türk Azınlığının sayısı ise 150 bin civarındadır. Bizim yaşadığımız İskeçe Vilâyeti 105 bin civarında bir nüfusa sahiptir. Müslüman-Türk nüfusu 50 bin civarında olup çoğu köylerde yaşamaktadır.

İskeçe Müftülüğü'nün yapılanması nasıl? Biraz bundan bahsedebilir misiniz?

Batı Trakya'da Müftülük müessesi dini meselelerin yanı sıra toplumsal fonksiyonu  da vardır. Yunan yönetimi 1913 Atina Antlaşması'yla öngörülen, 1920 yılında  kabul edilen 2345 sayılı yasayla Yunan iç hukukuna dercedilmiş ve 1923 Lozan Antlaşması'yla güvence altına alınmış olmasına rağmen, 1990 yılında yukarıda zikredilen antlaşma ve kanunlara aykırı olarak çıkarttığı bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 2345/1920 sayılı yasayı ilga ederek Batı Trakya Türk Azınlığının dini liderleri olan müftülerini seçme hakkını elinden almış ve müftülerin  tayinle işbaşına getirilmelerine yönelik yeni bir uygulama başlatmıştır. Bütün girişimlerimize ve ısrarlarımıza rağmen Yunan makamlarının 2345 sayılı yasaya göre gerekli seçimleri düzenlememekte direnmesi üzerine, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı İskeçe ve Gümülcine'de müftü seçimi yapmıştır. İskeçe'de Sayın Mehmet Emin Ağa'yı, Gümülcine'de Sayın İbrahim Şerif'i  müftü seçmiştir. Mehmet Emin Ağa'nın vefatından sonra 31 Aralık 2006 tarihinde İskeçe'de Kurban Bayram namazının ardından camilerde yapılan seçimler sonucu ben merhum Mehmet Emin Ağa'nın yerine İskeçe'nin yeni müftüsü olarak seçildim. Müftülük seçimlerinden hemen sonra kurumsallaştırma çalışmalarına girdik ve bir erkek (Ahmet Hraloğlu) ve bir bayan (Fatma İmam) Müftü Yardımcısı görevlendirdim. Müftülük olarak, tüm din görevlilerimizle beraber, her zaman halkımıza daha iyi ve güzel hizmet sunmanın arayışı içindeyiz. Her ne kadar Yunan devleti nezdinde tanınmasak da, soydaşlarımızın bize olan güveni ve bağlılığı bize her zaman güç katmaktadır.

Türkiye'nin desteği bize güç veriyor

Müftülük faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

İskeçe Bölgesinde ibadete açık 93 cami var. Bunlardan 90 cami görevlisi bize bağlıdır. Devletin tayin ettiği müftüye bağlı sadece üç cami imamı var. İskeçe Seçilmiş Müftülüğü bünyesinde vaizler, Kur'an kursu öğretmenleri ve imamlar olmak üzere 140 din görevlisi vazife yapmaktadır. Kur'an kursu hocalarımız 64 yerde mevcut olan Kur'an kurslarımızda iki bin 500 civarında öğrencilerimize hizmet vermektedir. Çocuklarımızın daha güzel eğitim almaları için hayır sevenlerin bizlere sağladıkları yardımlarla Kur'an kurslarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya gayret göstermekteyiz.

Kur'an kurslarımızı, bilgisayar, fotokopi makinesi, projektör gibi araç gereçlerle donatarak çağdaş eğitim verecek düzeye getirmeye çalışıyoruz. Müftülük görevlilerimizi, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı'nca sağlanan imkânlarla hizmet içi eğitime tabi tutmaktayız. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan gönderilen Elif-Bâ kitapçıkları, Kur'an-ı Kerim, dini bilgiler ve Diyanet Çocuk dergilerleriyle öğrencilerimize daha sağlıklı ve dinimizi en doğru şekilde öğrenmeleri yönünde büyük katkı sağlanmaktadır. Yeri gelmişken, anavatanımız Türkiye'den gördüğümüz desteği ifade etmeden geçemeyeceğim. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bize olan destektekleri sayılmayacak kadar çoktur. Bu vesileyle Diyanet İşleri Başkanlığı camiasına teşekkürlerimi arz etmeyi bir borç bilirim. Anavatanımızdan gördüğümüz destek bize güç vermektedir.

Kur'an Kurslarımızda temel dini derslerin yanı sıra sosyal etkinlikler de gerçekleşmektedir. Kur'an Kursları arası spor müsabakaları, Türkiye'de tarihi yerleri gezdirme, binlerce Batı Trakya'lının bir araya geldiği hatim törenleri bunlardan bazılarıdır. Yine Müftülüğümüz kültürel faaliyetler olarak çıkardığımız Kardelen Dergisi, cematimizi dini ve güncel meselelerde aydınlatmak üzere hazırladığımız hutbelerin yanı sıra özellikle Peygamberimizin Doğumunun yıl dönümü olan "Kutlu Doğum Haftası" çerçevesinde paneller ve anma geceleri düzenlemekteyiz.

Bu yılki Kutlu Doğum Haftasında 20 Nisan 2009 Pazartesi akşamı İskeçe'mizin kapalı spor salonunda 7000 kişiyi aşkın kalabalık bir toplulukla Kutlu Doğum Anma Gecesi düzenledik. Bu gecemize İstanbul Müftülüğümüzün gönderdiği Beyazıt Camii İmamı Hafız Suat Gözütok'un Kur'an ziyafeti, yine ünlü sanatçılardan Erkan Mutlu, Sami Yusuf, Mesut Kurtiş şeref misafiri olarak katılmışlardır. Ayrıca Müftülüğümüz ilâhi korusu da yer alarak çok coşkulu anlar yaşandı. Bu yıl yine aynı yerde 24 Nisan 2010 Cumartesi akşamı yine ünlü hafızların Kur'an ziyafetleri ve ilâhi gruplarıyla gerçekleştirildi.

Peki, bu "çift müftülük" meselesi nedir?

Uluslararası antlaşmalara göre Müftülük makamı, kadılık yetkileriyle güçlendirilmiş ve yapılan seçim vasıtasıyla Batı Trakya Türk Azınlığının başında olması öngörülmüştür. Batı Trakya'da müftüler seçimle işbaşına geliyor. Halk tarafından seçimle, üç kişi belirleniyor ve Vali o üç kişiden birini tayin ediyor. Fakat Yunan yönetimi, Başmüftülük ve Müftülükle ilgili olan antlaşmaları hiçe sayarak, 1990 yılında çıkardığı 1920 sayılı yasayla keyfi uygulamaya giderek kendi istedikleri adamları müftülüklere tayin etmiştir.

1990'lı yıllardan sonra, valilere müftü atama yetkisi verildi. Bir Vali düşünün ki, bir çöpçüyü atayamazken, azınlığın dini liderini tayin edebiliyor. Bu dayanakla, yıllar boyunca Batı Trakya'daki Müslüman Türk Azınlığı'nın seçilmiş müftüleri, "dini bir liderin yetkilerini ele geçirdiği" bahanesiyle cezalandırıldı. Bugün halen müftülük binalarımız, devletin tayin ettiği ama Batı Trakya Müslüman Türklerinin kabul etmediği, devlet müftüleri tarafından işgal altında bulunmaktadır. Ümit ediyorum, en yakın zamanda bu sorun olumlu bir neticeye kavuşur.

Batı Trakya Türk Azınlığının milli ve dini bilinç noktasında durumu nedir?

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı'nın millî ve dinî bilinç noktasında iyi durumda olduğunu ifade edebiliriz. Büyük bir ekseriyeti, Kur'an-ı Kerim'i orijinalinden okuyabiliyor. Dini eğitimleri de aynı oranlardadır. Gençlerimizin yine çoğunluğu dini inanış ve yaşantıya sahipler. Son zamanlarda iyi doğru bir önemli bir gidiş vardır. Yıllarca yapılan baskılar ve haksızlıklar aslında bizi daha da birbirimize kenetlememize vesile oldu. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da millî ve dinî varlığımızı koruma azminde olduğumuzu belirtmek isterim. Allah'ın izniyle Batı Trakya Müslüman Türkleri asimile olmayacaktır.

Batı Trakya Türk Azınlığı ve Müslümanlara yönelik misyonerlik faaliyetleri ne durumda?

Misyonerlik faaliyetleri elbette var. En büyük misyonerlik faaliyetleri devlet eliyle yapılmaktadır. Yahova Şahitleri de zaman zaman bölgeyi geziyor ve insanlarımıza kitaplar dağıtıyorlar. Ancak, Müftülük personelimizin telkinleriyle bilinçlenen insanlarımız üzerinde pek de etkili olamıyorlar.

'Türk' kelimesi kaldırılıp, N'azınlık' ibaresi getirildi

1981 yılında Avrupa Topluluğu'na üye olan Yunanistan, Lozan Anlaşması ile güvence altına alınan, Batı Trakya Türk Azınlığının hakları konusunda nasıl bir yaklaşıma sahip? Batı Trakya Türk Azınlığının etnik kimliğini kabul ediyor mu?

Yunanistan 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşmasından doğan haklar ihlâl edilmeye devam etmektedir. Özellikle etnik kimliğimizin inkârını hala sürdürüyor. İsminde "Türk" kelimesi yer aldığı için dernekler kapatıldı. Yenilerinin açılmasına da müsaade edilmiyor. İlkokullarımızın tabelalarında yer alan "Türk" kelimesi kaldırılıp, yerine "azınlık" ibaresi getirildi.

Batı Trakya Türk Azınlığı inanç ve ibadet özgürlüğüne, gelenek ve göreneklerini canlı tutma imkânına sahip mi? Kendi dini liderlerini seçebiliyor mu?

Batı Trakya Türk Azınlığı olarak bizler din hürriyetine sahip değiliz. Seçilmiş müftülerimiz kabul edilememektedir. 1990 yılından sonra keyfi olarak çıkarılan 1920 sayılı yasayla antlaşmalardan doğan müftümüzü seçme hakkımızı elimizden alarak tayinle işbaşına getirilmesi öngörülmektedir ki bizim bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

240 İmam Yasası olarak da anılan Tayinli İmam Yasasının içeriği nedir? Batı Trakya Türk Azınlığı neden bu yasadan memnun değil?

240 imam yasası, aslında daha önce öğretmenlere oynanan oyunun, imamlar için de oynanmasından ibarettir. Amaçları müftü seçimi için kendi imamlarını tayin etmek, memur yapmak sonra da istediği gibi onları kullanmaktır. Batı Trakya Müslüman Türk'ü ise müftüsünü, imamını kendisi seçmek istemektedir. Kaldı ki, bu antlaşmalarda kendisine verilen bir haktır. Halkımız dinini, maneviyatını emanet ettiği insanlara güvenmek ister. Güvenmediği sözde imamlara asla geçit vermez, onun için de bu yasa şu anda gündemden düştü.

'Yunanistan yağımızı ve  tavamızı elimizden alıyor

Osmanlı Devleti, Balkanların birçok yerinde olduğu gibi, Batı Trakya ve Yunanistan'ın diğer bölgelerinde camiler, kervansaraylar, çeşmeler, hanlar, hamamlar imar etmişti. Bugün bu yapılar ne durumda?

Osmanlı yapıları yıkılmaya yüz tutmuştur. Onları restore etmek istiyoruz. Ama izin verilmemektedir.

Batı Trakya Türk Azınlığı, vakıf mallarını özgürce kullanabiliyor mu? Vakıf mallarının idaresi kimde?

Osmanlı, Balkanlarda bir dolu vakıf eseri bıraktı. Bu vakıflarla, camilerin bakımını, imamların hizmet etmesini, okulların bakımını ve öğretmenlerin maaşlarının ödenmesini vakıflardan tedarik ediliyordu. Ancak Batı Trakya Türk Azınlığı ecdadından kalan vakıf mallarını özgürce kullanamıyor. Bugün Hıristiyan bir devlette yaşıyoruz ve halk zaten fakir. Mecburen kendi tavanızda, kendi yağınızla kavrulacaksınız. Ancak Yunanistan hem yağımızı hem tavamızı elimizden alıyor hem de bizi yanan ateşin ortasında bırakıyor.

Lozan Antlaşması'nın 40. maddesi uyarınca, Batı Trakya Türk Azınlığının giderlerini kendileri karşılamak üzere, her türlü hayır kurumları, dinî ve sosyal kurumlar, eğitim-öğretim   kurumları kurmak, yönetmek, denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak, dini törenlerini serbestçe yapmak konularında eşit hakka sahip olmaları öngörülmüştür. Ayrıca AGİT, Paris Şartı, 1990 Kopenhag Belgesi ve 1991 Cenevre Raporunda da Azınlıklara kendi eğitim, kültürel ve dini kurumlarını kurmak, devam ettirmek ve yaşatmak hakkını tanımaktadır. 21 Nisan 1967 ihtilâlından sonra işbaşına gelen Cunta hükümeti, daha önce seçimle işbaşına getirilmiş olan vakıf yönetim kurullarını azlederek yerlerine kendi tayin ettiği kişileri getirmiştir. 1974 yılında Yunanistan'ın demokrasi idaresine geçmesiyle bütün kuruluşlarda serbest seçim uygulaması başladığı halde, vakıflarımız cuntadan tayinli heyetlerle veya cunta varı uygulamalarla tayin edilen kişilerce idare edilmektedir. Devlet, 1980 yılında, azınlığımızın ileri gelenlerinin ve hatta zamanın Türk milletvekillerinin görüşünü bile almadan 1091/1980 sayılı yeni "Vakıflar Yasasını" çıkarmıştır. Valilere Müslüman Türklerin vakıf malları üzerinde geniş yetkiler sağlayan söz konusu yasa, Müslüman Türk Toplumunun tepki göstermesiyle bugüne kadar uygulanamamıştır. Bugün için vakıf idareleri Yunan yanlısı kişilerin elindedir. Onun için keyfi olarak kullanılmakta ve talan edilmektedir.

Eğitim seviyesi yüksek

Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim durumu nedir? Lozan'a göre Batı Trakya Türk Azınlığı'nda olması gereken azınlık okullarının kontrolü kimin elinde? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığında eğitim seviyesi oldukça yüksektir. Nüfusun yaklaşık yüzde 60 civarı üniversite mezunudur. Ne var ki, antlaşmalardan ve eğitim protokollerinde kaynaklanan haklarımız ihlal edilerek eğitim sistemimiz her geçen gün daha da bozulmaktadır. Türkçe dersini verecek olan öğretmenler yetersiz. Bu boşluğu biz Müftülükler olarak Kur'an Kurslarında doldurmaya çalışıyoruz. Ayrıca yok, bizim imam yetiştirecek yerimiz de bulunmuyor. Mevcut imamlarımız yaşlanıyor ve bu bizi geleceğe yönelik düşündürüyor. Türkiye'deki kesintisiz eğitim modeli ile İmam Hatip Liselerinin orta kısımlarının  kapanması da bizi olumsuz  yönde etkiledi. Türkiye'de İmam Hatiplerin orta kısmının kapatılması ile bizim çocuklarımızın, Türkiye'de İmam Hatip Liseleri'nin ortaokuluna gitme imkanı da ortadan kalktı. Lise çağına gelen gencin, artık o yaştan sonra Türkiye'ye gidip, İmam-Hatip eğitimi alması ise takdir edersiniz ki çok zor. Ramazan ayında Diyanet'ten vaaz veren hocalar geliyor. Ancak taşıma suyla değirmen döndürmek mümkün değil. Bizler de burada İmam Hatip eğitimi verebileceğimiz okullar talep ediyoruz. Türkiye'deki azınlık okullarında, tamamen Hıristiyanlık eğitimi veriliyor. Hem din eğitimi ve dini tedrisat veriyorlar, hem de bütün tabelalarında Rum okulu, Ermeni okulu, Rum Hastanesi yazıyor. Türkiye'de Papaz okulunun ortası lisesi var, bir de üniversitesini istiyorlar. Burada ise bütün okullarımızın başındaki Türk kelimelerini indirdiler. Hatta, İskeçe Türk Birliği, Gümülcine Gençler Birliği ve Öğretmenler Birliği gibi sivil toplum kuruluşlarının isminde "Türk" ifadesi bulunduğu için tabelalarını indirdiler. Bu konudaki mahkemeler yıllardır devam ediyor. Avrupa Birliği Yunanistan'ı cezalandırdı ama hâlâ Türklüğü inkar ediyorlar.

Batı Trakya Türk Azınlığının ekonomik durumu nasıl? Gayri Safi Milli Hâsıla'dan hak ettikleri payı alabiliyorlar mı?

Batı Trakya Müslüman Türkleri ekonomik olarak çok kötü durumdalar. Bizim insanımız daha çok tarımcılıkla uğraşmaktadır. Tütünün geleceği meçhul, 2013 yılından sonra Avrupa'dan gelen yardımlar da kesiliyor. Dolayısıyla gelecekte bizi daha da zor günler bekliyor. Kısacası diğer sahalarda olduğu gibi, ekonomik sahasında da Batı Trakya Türkü fırsat eşitliğinden yararlanamamaktadır. Bu ise hem uluslararası Lozan Antlaşmasına, hem de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır.

Batı Trakya Türk Azınlığı'nın sıkıntı yaşadığı bir diğer konu da, Yunanistan Vatandaşlık Yasası...

Vatandaşlık yasasının 19'uncu maddesinden dolayı 60 bin kişi vatansız kaldı. Bu yasa daha sonra iptal edildi ama vatansızların vatandaşlığı geri verilmesi çok yavaş, hatta imkânsız denecek kadar zordur.

Batı Trakya Türkü tam temsil edilemiyor

Fener Rum Patriği'nin, "Türkiye'de kendimizi çarmıha gerilmiş gibi hissediyoruz" beyanatının Batı Trakya Türk Azınlığı'na yansıması nasıl oldu?

İskeçe Müftülüğü'nün yanı sıra, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanlığı'nı da yürütüyorum. Patriğin bu sözlerinin ardından çeşitli hakaretlere uğradık. Mesela, kurul başkanı olarak yayınladığım bir yazıda, Sayın Bartholemous için, İstanbul Ortodoks Rumlarının lideri ifadesini kullanmıştım. Bu ifademden dolayı, Yunan basını bana, "solucan, sürüngen" manasına gelen bir hakaret ifadesi kullandı.

Batı Trakya Türk Azınlığı, Yunanistan Parlamentosu'nda nüfusları oranında temsil edilebiliyor mu? İktidar partisi PASOK listesinden seçilen Türk asıllı milletvekillerinden beklentileriniz nelerdir?

Maalesef Batı Trakya Müslüman Türkleri bağımsız milletvekili devletin koyduğu ülke bazında yüzde 3 barajla çıkaramıyor. Partilerden seçilebilen milletvekili sayısı da ancak iki veya üç kişi olabilir. Batı Trakya Türk'ü tam temsil edildiğini söylemek zordur. Sizinde bahsettiğiniz üzere Yunanistan Parlamentosu'nda, Batı Trakya Müslüman Türklerini temsilen biri Gümülcine'den diğeri İskeçe'den olmak üzere iki milletvekilimiz vardır. Bu milletvekillerimizden beklentilerimiz; azınlık sorunların çözümü için çalışmalarıdır. Milletvekillerimiz azınlık temsilcisi milletvekilleri mi yoksa PASOK Partisi milletvekilleri mi olduklarının kararını versinler. Eğer Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının temsilcileriyseler, bunu, yaptıkları çalışmalarla ispatlasınlar.

Son olarak Türk devletine ve halkına mesajınız nedir?

Batı Trakya'da ne can ne de mal emniyetimizden emin değiliz. Camilerimiz ateşe verilir, kundaklanır suçlular bulunamaz, insanlarımız dövülür suçlu bulunamaz. Batı Trakya Türkü, Allah'tan sonra Anavatan Türkiye'ye güveniyor. Şunu rahatlıkla ifade edeyim ki, Türkye olmazsa biz ayakta duramazdık. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri de Batı Trakya davasına sahip çıktıkları için şükranlarımızı sunarız. Allah anavatanımıza zeval vermesin.

Sayın Müftüm vakit ayırıp, sorularımızı cevaplama nezaketi gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Ahmet Mete Kimdir?

İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, 1965 yılında İskeçe'ye bağlı Yassıören köyünde dünyaya geldi. İlköğrenimini Türkiye'de İstanbul Gaziosmanpaşa Bekirsami Dede İlkokulunda tamamlayan Mete, Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesini bitirdi. Bir dönem Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde eğitim gördü. Daha sonra, Suudi Arabistan'daki Medine İslam Üniversitesinin Dava Fakültesine kaydını yaptıran Ahmet Mete, 1991 yılında bu fakülteden mezun oldu. Yüksek öğrenimini Suudi Arabistan'da tamamlamasından sonra Batı Trakya'ya dönerek, İskeçe Müftülüğü çatısı altında Vaizlik ve Kuran kursu öğretmenliği görevlerinde bulundu. 2000 yılından itibaren kendi köyü olan Yassıören'de imamlık görevinde bulundu. Mehmet Emin Ağa'nın vefatından sonrai, 31 Aralık 2006 tarihinde Kurban Bayram namazının ardından, İskeçe'deki camilerde yapılan seçimler neticesinde İskeçe Müftüsü olarak seçildi. Türk Azınlığı Vaaz ve İrşat Heyeti Asbaşkanı da olan ve Azınlık basınında dini konularda çeşitli çalışmaları bulunan Mete, evli ve üç çocuk babası. 

MİLLİ GAZETE 

  

Yorumlar