Duyuru

A r a s t a

  /   6505   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  


            Makedonya İslam Camiası’nın (MİC) kuvveti çok büyük anlaşılan. Bendeniz onu kuvvetli görememekte bunca yıl hata ediyormuşum meğer! Şu anda beni düşündüren bu kuvvet nereden? Düşünün bu kuvvete tank, tüfek, tabanca katılırsa ne duruma geliriz.
            MİC başkanını iyice tanırım. O da beni tanır. Biz dostuz! Bunu herkes bilir! Evine de gitmişliğim vardır. Kızının sunduğu çayı beraber içtik.
            Bilmem hatırlar mı? Bendeniz unutmam. Benim gibi tabanca, tüfeğe meraklıdır. Kararlıdır. Bir konuya karar verirse önüne engel diye bir şey çıkamaz!
            Git de sevinme bu duruma. Ancak o kadar da kuvvetli olduğunu sanmayın. Kuvvetli olsaydı, o kuvveti Burmalı Caminin yeniden inşa edilmesinde de gösterilebilirdi. Buna göre kuvvet konusunda taşları yerine oturtup, konunun neden hala sarktığını incelemek gerekiyor.
           Geçenlerde Arasta Camiinin özgün duvarların yıkıldığı haberini yayıldı!
           “Makedonya İslam Camiası Üsküp’te, 15. yüzyıla ait Arasta Camii’nin yenilenmesi için temel atma töreni düzenledi. 1963 yılında meydana gelen büyük Üsküp depreminin bile yıkamadığı Caminin özgün 3 duvarını yerle bir etti. MİC Başkanı Süleyman Recepi, bu kalıntıların yok olması, ortamın temizlenmesi ve bu yapının İslam Birliği’ne (oku: camiasına) iade edilmesi için bir yıldan fazla Üsküp Müftülüğü'yle birlikte çalıştığını belirti. Ulusal Konzervasyon Merkezi Müdürü Behicuddin Şehabi bu yıkımın yasa dışı hareket, vandalizm ve suç olarak değerlendirerek kalan üç duvarın yıkılmasıyla camiin yüzde 90’nın yok olduğunu söyledi.
           İnşaat ruhsatı olmadığını kabul eden MİC Başkanı Recepi, yürürlükte olan inşaat yasasının 65. maddesine göre böyle bir ruhsata ihtiyaç olmadığını, sadece projenin temin edilmesi gerektiğini ve böyle bir projeye sahip olduklarını belirtti. Bu maddeye göre doğal afetler ve savaşlarda yıkılan yapıların onarımı için inşaat ruhsatı gerekmiyor. Ancak ulusal kültür mirası sicilinde kayıtlı olan yapılar için kültür mirasın korunmasıyla ilgili düzenlemeler uyarınca izin alınması gerekiyor. Recepi, er geç inşaat ruhsatın verileceği doğrultusunda Çayır Belediye Meclisi ve Başkanı'ndan duyumların geldiğini vurguladı. Bir kültür anıtının onarılması için öngörülen izleklere saygı gösterilmediğini iddia eden Konzervasyon Merkezi Müdürü Behicuddin Şehabi, yönettiği merkezin yasa dışı faaliyetlerin durdurulmasından sorumlu olmadığını, bu konuda Kültür Mirası Dairesi, Üsküp’ün Kültür Mirası Koruma Kurumu ve Çayır Belediyesi’nin yetkili olduğunu savundu. Ulusal Konzervasyon Merkezi’nin onarım için gereken projeyi temin ettiğini, bu projenin görüşülmesinden sonra Kültür Mirası Dairesinin arkeolojik kazıların yapılmasının önerdiğini belirten Şehabi, bu kazıların yapıldığını ve projenin değiştirilmiş şekliyle Kültür Mirası Dairesi’nden onay almasını beklediğini söyledi.
            En eski camilerden biri olan Arasta Camii'nin MİC sahipliğinde olduğunu hatırlatan Recepi ise tüm gereken formalite ve izlekler saygı göstereceklerini ve gecekondu yapmak istemediklerini vurguladı.”
Olayı bu cümlelere sığdırabiliriz.
           Behicuddin Şehabi’yi iyi tanırım. Süleyman Recebi’yi de bilirim. İkisiyle de her yanlı ve yakından tanışırız! Üçümüz aynı yolda yürürdük!
            Vaktiyle beraber çalışan bu iki kişinin, milletin karşısında çekiştiklerini görmek kabul edilemez. Her ikisi de dostumdur, diyorum. Bende doğan izlenim dost olanların, aralarında pek dost olmadıklarıdır!

            Akademisyen Neval Konuk’tan tepki geldi. O ünlü bir sanat tarihçisidir. Yazdıklarında haklıdır. Bakın ne diyor bu konuda: “… Biz (Türkiye)… , olanlara (Osmanlı eserlerine) sahip çıkamıyoruz ve tamir edemiyoruz…”
           28 Nisan tarihli Hürriyette Mehmet Y. Yılmaz’ın “Bunun adı Vandallıktır” yazısını okudum. Yazıda şunlar da deniliyor: “…Üsküp eski çarşısında bulunan beş asırlık Arasta Camii’nin kalıntıları bir gece yarısı dozerlerle yok edilmiş. Yapan da Makedon ya da Sırp milliyetçiler değil, İslam Birliği (Camiası)!” Devamda da şunu bildiriyor: “Üsküp Tarihi Eserleri Koruma Müdürü Behicuddin Şehabi: - Hafta sonunda kimliği belli olmayan kişiler tarafından dozerle yıkıldığını sandığımız camiinin kalıntılarının, Makedonya İslam Birliği (oku: Camiası) tarafından yıkıldığını öğrenmiş bulunmaktayız - diye anlatıyor.”
Söz var, eylem yok! 

        Zaman Makedonya gazetesinde de benzeri bir yazı vardı. Yazıda anılan Milli Konzervasyon Merkezi Arnavutlara bir müdürlük verebilmek için Makedonlarca kurulan tamamen yetkisiz bir merkezdir. Behicuddin Şehabi bu konuda bana inanmazsa, yapılan çalışmaları durdursun! Nedir ki, o bu yetkiye sahip olmayan bir merkezin başına getirilen kişidir. Süleyman Recepi ise MİC başkanıdır! MİC ise Makedonya Müslümanlarının ciddi bir kurumudur. Dahası Recepi Makedonya Müslümanlarının lideridir.
Buradan, MİC’in kuvveti bir merkezden çoktur!
Belli oldu! 
 
http://avniengullu.blogspot.com/2010/05/r-s-t.html
 
  

Yorumlar