Duyuru

İkinci kurşun Üsküp’te patladı…

  /   5842   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Dostlarım bana kızanlar olmasın aranızdan. Balkanlarda herkes bir şeyci çıkarken ve “Üsküp’te Şar dağının tepesinde haçı görenler” oldukça yazılanlardan da Üsküp Türklerini teşkilatlandıran hiç duymadığım kişilerin olduğunu öğrendiğimde, üstelik yazılanların Anayasası ve iyi-kötü yasaları olan devletleri kaleme alan yazıları görünce şaşırmamak elde değildir. Makedonya kimselere deney faresine dönüştürüldü her nasılsa!             

 

En baştan belirteyim, son Rufai şeyhi düşünür, şair, musikişinas, Üsküp’le Bursa arasına anlamlı köprüyü kuran milli şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirde hocası olan Şey Sadettin efendinin çok yanlılığının hayranıyım.          

 

Söz konusu yazı önce birinden bana geldi. Onu yönlendirdiğim şahıstan o yazıya rastladığı haberini aldım. “Dostumun dostu vardır, o da söyler dostuna” türünden yayılan haber Üsküp’te çiğnendi, pek önemsenmedi. Genç Makedonyalılar öbeğinden yazının tümü yayınlanıp biri tarafından ileti olarak geldi. Mesele ortaya atıldı. Orada anılan dernek başkanı kısa ama özlü cevap verdi. Sonra olan oldu. Her şey ortaya çıkartılmaya çalışıldı. Ama ne kadar sorarsanız, orası ayrı dava…           

 

 Muhterem yazara anlatılanlara göre, onun muhatabıyla süren konuşmada bir sürü gerçekdışı verilerden olayı çözmem kolay oldu. Üsküp’te Türklerin ilk örgütlenmesinde kimlerin olduğunu bilmeyen bu zat-muhterem Makedonya sayımları ve muhtemelen “seçimleri” sonrasına bıraktığım kitabımın yayınlamasında Makedonya’da Türklerin örgütlenmesinde adları geçenleri ve daha birçok şeyi anlayacaktır. Ancak yazarın konuşmacısı orada olmayacaktır.            

 

Son köşe yazım bir şehrimizin kadınlarına aitti. Yazar, yazımın sonunda o kadın kolunun başkanının sözlerini okusun. Bir sürü hatalı bilgileri içeren yazara sadece şunu belirteyim: Bilmeyen kişiler, bilmediklerini bilenlerden öğrenirler. Bu ayıp bir şey sayılmaz. Ayıp olan doğruyu bulmakta yanlış kaynağı seçmesindedir. Buranın Evlad-ı Fatihanlarının hala yaşadıklarını unutmalarına üzüldüğümü belirtmeliyim.   

          Sevindirici yanı da var yazının. Makedonya’da 450 bin Türk varmış…  Bu sayıya insan sevinmez mi? Sonra Nisan 2011’de yapılacak sayımların sonuçlarını şimdiden biliyoruz artık. Gelin birlikte sevinelim…  Türkler, Makedonya’da sayımlarda % 20’yi geçecektir… 

           Konuşmacı öyle mi konuştu derseniz, orasını bilemiyorum. Ben orada yoktum. Orada olsaydım, eski bir radyocu olarak cebimden çıkaracağım ve masaya koyacağım bir çekim cihazım olurdu her ihtimale karşı.

 Konuşana ise âcizane tavsiyem şu: kendi geçmişinin üçüncü kuşağına kadar dönsün kim ve nereli olduğunu söylesin. Utanmaya gerek yok! İnsan geçmişinden utanmaz!

Devam edeyim:

Son bir bulguya göre “Hayatın ilkel Dünyada tesadüfen oluşabildiği İspatlanmıştır” iddiasını öne süren evrimci kaynaklarda tek kanıt olarak 1953 yılında yapılan Miller Deneyi gösterilir. Oysa bu deneyde canlı bir hücre oluşturulmamış, sadece birkaç basit aminoasit sentezlenmiştir. Aminoasitlerin tesadüfen doğru sıralamayla dizilerek proteinleri oluşturmaları, bunların da bir hücre meydana getirmeleri matematiksel olarak imkânsızdır. Kaldı ki, Miller’in sentezlediği aminoasitler dahi anlam taşımamaktadır. Çünkü Miller, deneyinde ilkel dünya atmosferinde bulunmayan gazlar kullanmıştır.

Onlarca yıldır, "atın evrimi" iddiası, evrim teorisinin en iyi belgelenmiş kanıtlarından biri olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Farklı devirlerde yaşamış dört ayaklı memeliler küçükten büyüğe doğru dizilmiş ve bu hayali "at serileri" doğa tarihi müzelerinde sergilenmiştir. Oysa son yıllardaki araştırmalar, at serilerindeki canlıların birbirlerinin atası olmadığını, sıralamaların çok hatalı olduğunu, atın atası olarak gösterilen canlıların gerçekte attan daha sonra ortaya çıktıklarını ortaya koymaktadır.

Darvinizm, yeryüzündeki yaşamın bir ağaç gibi tek bir kökten doğup giderek geliştiğini ve dallara ayrıldığını öne sürer. Evrimciler, doğa tarihini bu iddiaya uyarlamak için 150 yıldır çabalamaktadırlar. Oysa doğa tarihi, tam aksi bir tablo ortaya koymuştur. Fosil kayıtları bir "hayat ağacı" bulunmadığını, temel canlı gruplarının yeryüzünde aynı anda ve aniden ortaya çıktığını göstermektedir. Bilinen filumların (temel canlı gruplarının) tamamına yakını, 530–520 milyon yıl önceki Kambriyen devirde ortaya çıkmıştır.

Gene Darvinizm’in en önde gelen iddiası, insanların maymun benzeri canlılardan evrimleştiği iddiasıdır. Bu iddia, oluşturulan binlerce hayali çizim ve maket yoluyla kitlelere dayatılır. Oysa gerçekte "maymun-adamlar"ın yaşamış olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. İnsanın en eski atası olarak ileri sürülen Australopithecus, şempanzelerden pek farklı olmayan soyu tükenmiş bir maymun türüdür. Evrim şemasında Australopithecus’un sonrasına yerleştirilen Homo erectus, Homo sapiens neanderthalensis, Homo sapiens archaic gibi sınıflamalar ise, farklı insan ırklarıdır.

 Şimdi siz “adam yazacaklarını karıştırdı” diyeceksiniz. Hayır, dostlar karıştırmadım. Köşemi bir şeylerle doldurmam gerekirdi. Bakın size çok daha iyi gerçekleri aktardım.

Birinci kurşun Kosova’da patladı. 12 Aralık seçimlerinde sonuç belli olacaktır. İkincisi Üsküp’te patlatıldı Kimler yaralandı anlaşılacak. Sayımlardan sonra seçimler gelecek Makedonya’da… Hayırlısı. Bakalım üçüncü kurşun nerede patlayacak.

Film seyretmeyi severseniz, televizyonlarınızın başına geçin hemen… Zaman Makedonya, Sayı: 751, Tarih: 01- 07 Aralık, Üsküp

  

Yorumlar