Duyuru

Priştine camisini istiyor

  /   5457   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Bundan yaklaşık üç yıl evvel bağımsızlığını ilan eden Kosova, jeopolitik ve diplomatik sıkıntıların yanında, ekonomi, eğitim, adalet ve sağlık alanlarındaki birçok sorunla boğuşuyor.

Hayat pahalılığı ve işsizliğin her geçen gün daha da arttığı ülkede mevcut maaşlarla geçinmek mümkün değil. Sınır güvenliğinin sağlanması, organize suçlarla mücadele, rüşvet ve yolsuzluğun önlenmesi Kosovalıların çözüm beklediği diğer önemli meseleler. Ancak Kosova halkı, tüm bu meselelerden çok daha mühim ve aslında meselelerin asıl sebebi olan, dini ve ahlâkî erozyon meselesiyle karşı karşıya.

Kosova Cumhuriyeti, insani yardım maskesine bürünen batılı misyonerlerin hedefi haline gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler Kosova Misyonu İdaresi raporuna göre, bugün Kosova’da yetmiş bir misyoner kuruluş yer alıyor. Bu misyonerlerin büyük çoğunluğu Kuzey Amerika ve İngiltere’den gelen Protestan gruplardan oluşuyor.

Kosova halkının yalnızca yüzde 5 gibi küçük bir kısmı Katolik olmasına rağmen, Vatikan’ın bu ülke üzerindeki ilgisi de her geçen gün biraz daha artıyor. Vatikan’ın, Kosova’daki en büyük projesi; Üsküplü bir Arnavut ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, Rahibe Teresa’nın on üçüncü ölüm yıldönümü olan 5 Eylül 2010 tarihinde Priştine’de açılışı yapılan “Kutsal Rahibe Teresa Katedraliydi. Açılışa katılan eski Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdiu, dinsel hoşgörünün bir sembolü olarak nitelenen, katedrale övgüler yağdırmıştı. Kosovalı yetkililerin bu ilgisine Vatikan’da karşılık verdi. 10 Şubat 2011’de ilk kez Kosova’ya havarisel delege geldi.

Kosova’daki misyonerler, en azından kâğıt üzerinde, nüfusunun yüzde 90 gibi ezici bir çoğunluğu Müslüman olan Kosova’da ev ev, kapı kapı dolaşarak Hıristiyanlıkla alakalı el ilanları ve broşürler dağıtıyorlar. Sosyal yardım kuruluşları, hastaneler, okullar, dil merkezleri, yetimhaneler gibi bilindik misyonerlik yöntemlerinin yanı sıra; ABD’nin ülkenin siyasetindeki belirleyici rolü, Kosova’yı misyonerler için çok daha kolay bir av haline getiriyor.

Kosovalı halkının, karşı karşıya bulunduğu misyonerlik tehlikesini bertaraf etmenin ve içine düştüğü derin ahlâksızlık çukurunu kapatmanın tek çaresi İslam ile bağları kuvvetlendirmektir. Bu hakikatin farkında olan ve İslam inancına bağlılığını muhafaza etmek isteyen Kosova halkı, camilere akın ediyor. Ancak, başkent Priştine başta olmak üzere, birçok şehirdeki camilerin kapasitesi yetersiz. Bu sebeple, Müslümanlar, başkentte yeni camilerin inşa edilmesini talep ediyor.

Priştine’deki camilerin kapasitesinin yetersizliği sebebiyle, özellikle Cuma günleri, cemaat namazı cadde üzerinde kılmak durumda kalıyor. Ardından trafiğin tıkandığı gerekçesiyle polisle cemaat arasında arbede meydana geliyor. Bu sıkıntının bir benzeri geçtiğimiz Cuma günü Priştine’deki Beyazıt Camii’nde yaşandı. Camiye sığmayan cemaat, son haftalarda olduğu gibi, bu hafta da cuma namazını cami ile parlamento binası arasındaki cadde üzerinde kılmak zorunda kaldı.  Ancak Kosova polisi, cemaatin  cadde üzerinde namaz kılınmasına müsaade etmeyince, cemaat ile polisler arasında önce tartışma, ardından arbede yaşandı.

İşin garip tarafı şu ki, nüfusu yarım milyona yaklaşan Priştine’deki camiler cemaate yetmezken, yeni cami yerine, kilise ve katedral inşa ediliyor. Bu da yetmiyormuş gibi Prizren Belediyesi, tarihi üç Osmanlı camisinin bulunduğu yerde yeni bir site inşaatı için eski binaların yıkım işlemlerini yürütüyor. Anlaşılan o ki, şehrin belediye başkanı ve hükümet yetkilileri, yeni cami inşası hususunda verdikleri sözleri çok çabuk unutmuşlar.

Doğrusuna isterseniz, bu meselenin çözümünde benim Kosovalı yetkililerden pek bir ümidim yok. Türk Dışişleri Kosova’da bulunan temsilcilikleri vasıtasıyla, kültür mirasının korunması ve ülkedeki Müslümanların taleplerinin karşılanması için harekete geçene kadar hiçbir olumlu gelişme yaşanacağına inanmıyorum. Bu sebeple Türk Dışişleri’nden arzumuz, başta Başbakan Haşim Thaçi olmak üzere, Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı ve Kosova Alan Çevre ve Planlama Bakanı Mahir Yağcılar’la irtibata geçerek, meselenin derhal bir çözüme kavuşturulmasını sağlamalarıdır.

Dünyaya Yeni Söz Gazetesi

  

Yorumlar