Duyuru

Barış değil ateşkes

  /   5283   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç`in "Adil bir barış değil ama halkımın barışa ihtiyacı var" diyerek imzalamayı kabul ettiği Dayton Anlaşması, Sırpların, silahlı etnik soykırım ve tecavüz hareketini durdurdu.

Ancak Bosna-Hersek için sürdürülebilir bir barış ortamı sağlayamaya yetmedi. Ülkenin tüm kurumlarındaki etnik ayrışma biraz daha derinleşiyor.

Dayton Anlaşması, ülkedeki en büyük etnik unsur olan Boşnakları, ülke topraklarının yarısını Hırvatlarla paylaşmak mecburiyetinde bıraktı. Ülke topraklarının diğer yarısı ise, nüfusun sadece yüzde 25-30`unu teşkil eden, Bosnalı Sırplara bırakılmış bulunuyor. Dayton Anlaşması, bir yanda on kantona bölünmüş Bosna-Hersek Federasyonu`nu diğer yanda Sırp Cumhuriyeti`ni öngörüyor. Bu iki entite dışında kalan Brcko bölgesi ise, ABD gözetiminde bulunuyor ve özel statü ile yönetiliyor.

Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti, zayıf bir merkezi hükümet çatısı altında birleştirilmiş. Saraybosna`daki merkezi hükümet, daha çok dış politika ve dış ticaret alanlarında yetkiye sahip. İç hizmetler ve yerel siyaset, Boşnak ve Hırvat nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı Bosna ve Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti`nden oluşan iki entiteye bırakılmış. On altı ayrı parlamento ve on üç ayrı hükümete sahip olan Bosna-Hersek’te, yüzü aşkın bakan görev yapıyor. Bu bakanların her biri, ticaret ve sağlıktan eğitim ve polis teşkilatlarına kendi görev alanlarında siyaseti yönlendiriyor. Endüstrisi yok denecek kadar zayıf olan Bosna-Hersek, tarım ve enerji sahasında da çok başlılığa sahip. Tek bir tarım bakanlığı ya da bir enerji bakanlığı bulunmuyor. Ülkenin tarım ve enerji politikası da kanton ve entite düzeyinde belirleniyor. Bu çok başlı yapılanma, ekonomi yönetimini ve ekonomik işbirliğini oldukça güçleştiriyor.

Etnik temizlikle genişlettikleri toprakları Dayton Anlaşmasıyla güvence altına almayı başaran Bosnalı Sırplar, bu anlaşmanın, karlı tarafı oldu. Buna rağmen, Bosnalı Sırplar, merkezi hükümeti işlevsiz hale getirmek ve ayrılma ümitlerini canlı tutmak adına, hiçbir alanda iyileştirme yapılamasına müsaade etmiyorlar. Aksine Dayton’la elde ettikleri otonomiyi olabildiğince sömürüyorlar.

Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek`in, 1995 yılından itibaren kat ettiği ilerlemeyi son beş-altı yılda yaptıklarıyla büyük ölçüde tersine çevirdiler. Ülkenin az sayıda sorunsuz işleyen tüm yapıları dahi durma noktasına geldi. Bu sebeple, ülkenin öncelikli hedefleri arasında yer alan, AB ve NATO üyeliği konusunda da hiçbir ilerleme sağlanamıyor. Zamanında alınamayan tedbirlerin ve yapılamayan iyileştirmelerin ülke ekonomisine yansıması ise, her geçen gün artan işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk. Ülkedeki işsizlik oranı yüzde kırkı aşmış durumda. Bu oran gençler arasında yüzde atmışlara kadar ulaşıyor.

Yolsuzluk ve bürokratik hantallık ise, Bosna-Hersek`te en çok şikâyet edilen konular listesinde baş sıralarda yer alıyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü`nün yolsuzluk araştırmasının sonuçlarına göre, Bosna-Hersek, Rusya`nın ardından Avrupa`nın en kötü ülkesi durumunda.

Bosna-Hersek devlet yönetimindeki çok başlı yapılanma, hayatın her sahasına sirayet ediyor. Mesela, Saraybosna`da kapkaça uğradıysanız ya da arabanız çalındıysa ve suçun zanlıları entite sınırını geçtiyse, polis devriyesi bir kaç kilometre sonra aracını durdurup "kusura bakmayın, bizim yetkimiz buraya kadar" diyebilir. Çünkü entite sınırını geçen zanlının peşine düşmek için Sırp Cumhuriyeti`ne bağlı Doğu Saraybosna polisinin haberdar edilmesi ve izin alınması gerekiyor.

Bosna Hersek`te, "milli" kavramı ülkede yaşayan üç etnik unsur için farklı anlamlar içeriyor. Sırp Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Federasyonu`nun milli bayramları birbirinden farklı.  Entiteler, farklı alfabeler kullanılıyor. Okullarda üç kurucu halkın kendi bakış açılarından tarih dersi okutuluyor. Ortak okutulan matematik, fizik ve kimya gibi derslerse devlet müfredatının bir parçası olarak veriliyor.

Bosna-Hersek’teki televizyon yayıncılığı da çok başlılıktan nasibini almış. Ortak devlet televizyonu BHT`nin yanında, FTV ve PTPC isimli iki ayrı entite televizyonu yayın yapıyor. Bosna-Hersek Futbol Takımı maça çıkacağı zaman sadece, Saraybosna`daki televizyon tarafından yayınlanıyor. Sırp Cumhuriyeti`nde ise Sırbistan`ın maçı yayınlanıyor.

Siyasetten eğitime, emniyet teşkilatından medyaya kadar her alana sirayet eden bu iki başlı yapılaşma insanların içine derin bir güvensizlik ve bir korku salıyor. Bosna-Hersek halkının büyük çoğunluğu, avaşın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, "saldırganlar bir gün yeniden harekete geçebilir" korkusunu halen yakından hissediyor. Aslına bakılırsa, bu hiç de karşılıksız ve yabana atılacak bir korku değil.

Dünyaya Yeni Söz Gazetesi

  

Yorumlar