Duyuru

Arnavutluk’ta Kerbela Kültürü ve Naim Feraşeri

Yazılar

  /   413   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Arnavutluk, Kerbela Vakası ve Ehlibeyt hanedanı ile özel bir tanışıklığı olan, Avrupa’nın sayılı ülkelerinden birisidir.

İslami İlişkiler ve Kültür Kurumu’nun bildirdiğine göre, Arnavutluk Kerbela Vakası ve Ehlibeyt hanedanı ile özel bir tanışıklığı olan, Avrupa’nın sayılı ülkelerinden birisidir. Bu alanda birçok yazar ve şairin çeşitli eserleri Arnavutluk diline çevrilmiş ve tarihten günümüz nesline kadar ulaşmıştır.

Bu bağlamda. 19. yy.’da Arnavutluk’un dünyaca tanınan seçkin şahsiyetlerinden Müslüman Bektaşi, şair Naim Feraşi’nin “Kerbela” divanına değinilebilir. Bu eserin tüm şiirlerinde Ehlibeyt hanedanının övgüsü en güzel şekliyle işlenmiştir. Bu nedenle ülkemizin kültürel temsilciliği, son yıllarda bir çok kez bu kitabın basılması için adımlar atmış ve her defasında arnavutluk halkı tarafından büyük ilgi görmüştür. Çünki Naim Feraşi’yi ülkelerinin iftihar kaynağı ve çağdaş eğitmenlerinden saymaktadırlar.

Bu eserin yeni basımında, kitabın kapağına okuyuculara  öncekilerden daha fazla Kerbela’yı hatırlatan bir tasarım yapılmış ve arka yüzündeyse,  Üstad Ferşçiyan’ın “Aşura Günü” adlı minyatür eseri ve eser hakkında açıklama yer almıştır.

Şair, yazar ve Arnavutluk dili tercümanı olan Naim Feraşeri (25.5.1846-20.10.1900), 19. yy.’da Arnavutluk milli şairi olarak tanınmış ve o dönemde Arnavutluğun Farsça şiir okuyan en büyük şairi sayılmıştır.

Muhammednaim 1846 yılında Arnavutluk’un güneyinde yer alan merkezi Dağlı Nahiyesi’ne bağlı Feraşer Köyü’nde, tanınmış bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Halid Bey ve büyükbabası Durmuş Bey Feraşer ve berat Köyünden  göç etmiş meşhur ailelerdendir. O henüz çocukken babası vefat etmiştir. Büyük kardeşi Abdullah Feraşeri önemli sisayetçilerden ve Osmanlı egemenliği altındaki Arnavutluğun özgürlüğünü isteyenlerdendi. Küçük kardeşi Şemseddin Sami Feraşeri  ise, Türkçe Sözlük ve A’lam Lügatı’na sahip, büyük Türk lügatı, coğrafyası ve tarihi bilginlerindendi.

Naim ilköğrenimini doğduğu yer olan Feraşer’de tamamlamıştır. Bektaşi şeyhi olan öğrtemeni, ona Kur’an, dini kurallar,temel konular ve Farsça şiirler ve Osmanlı dilini öğretmiştir.

1865 yılında 11 yaşındayken, tahsiline devam etmek için kardeşi Sami Feraşeri ile, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bulunan Yuanina şehrine gittiler ve orada orta halli bir Yunan okuluna kayıt yaptırdılar. Naim, bu okulda Yunanca, Türkçe ve Fıransızca’yı iyi derecede öğrendi.

1871 yılında Konstantiniye’ye gidip bir süre orada yaşayıp, yazarlık yaptıktan sonra vereme yakalanmıştır. O sırada kardeşi Şemseddin Sami de İstanbul’a gelerek yazı işlerinde ona yardımcı oldu.

Naim sağlığına kavuştuktan sonra tekrar Yuanina’a geri döndü. “Hayaller” adlı ilk şiirini de Farsça olarak bu şehirde yazdı.

Naim Feraşeri, 19. yy.’ın ortalarında gerçekleşen edebiyat ve kültür hayatını yenileme döneminde, Arnavutluğun en seçkin şairlerinden olmuştur. Arnavutluk dilinde birçok eser yazmıştır. Onun “Yaz Gülleri”, “Kerbela” ve “İskender Bey” adlı şiir kitapları 1892 ve 1898 yılları arasında kaleme alınmıştır. Eserleri, Osmanlı İmparatorluğu’nda basılma imkanı bulamadığı için Romnya’da basılıp dağıtılmıştır.

Naim’in eserlerini üç bölüme ayırmak mümkündür:

- Lirik şiirleri ;  “Yaz Gülleri”

- Epik şiirleri; manzumlar şeklinde yazdığı “Kerbela”  ve “İskende Bey”

- Eğitim kitapları; Arnavutluk dilinde çok sayıda eğitici kitap ve 1895 yılında tamamlanan Bektaşilik Öğretileri.

Naim, 13. yy.’da küçük Asya’da, şii arif ve sufi Hacı Bektaş tarafından kurulan Bektaşilik tarikatının takipçilerindendi. Bu tarikatın şii mezhebine eğilimi ve takipçilerinin bir çoğunun şii imamlarına olan ilgi ve alakası tarikatı, Osmanlı’nın diğer  tasavvuf tarikatlarından ayırmaktadır.

Bektaşilik, 18.yy’da Arnavut Paşalar aracılığı ile bu ülkeye gelmiştir. 1826 yılında 2. Mehmet’in Yeniçeri Birliği’ni dağıtması sonucu, Bektaşi olan birliğin büyük bölümü Arnavutlu’ğa göç ettiler. Böylece Arnavutluk’ta Bektaşilik ilerlemiş oldu. Daha sonraları da Arnavutluk’un özgürlüğü için savaştılar. 1925 yılında Mustafa Kemal’in tekke ve zaviyeleri kapatmasıyla birlikte  Bektaşiliğin önde gidenlerinden kalabalık bir grup Arnavutluğa göç etti. Ve bugün Balkanlar’ın güney batısında bulunan küçük Arnavutluk, dünyada Bektaşiliğin merkezi sayılmaktadır.

 

Kaynak : İran Kültür Evi

  

Yorumlar