Duyuru

Dodik, sen busun...

  /   3596   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik ve partisi SNSD, Fransızlara özenmiş. Fransa Meclisi'nde kabul edilen yasanın bir benzerini Bosna-Hersek parlamentosuna sunacaklarını açıklamış. Ardından, Boşnakları kast ederek, "Saraybosna'nın ne kadar medeni hareket ettiğini göreceğiz. Eğer Batı'nın önemli ülkeleri orada 'soykırım' olduğunu söylüyorsa, bakalım Saraybosna da bunu kabul edecek mi?" demiş.

İnsan temizliğe önce kapsının önünden başlamalı. Olmayan bir konu üzerinde yasa tasarı sunmaya hazırlanan Dodik, önce Bosna-Hersek'teki soykırımların hesabını vermeli. Öyle yüz yıl öncesine ya da binlerce kilometre uzağa gitmelerine gerek yok. 1992-95 yılları arasında, Banyaluka'dan birkaç saat uzaklıktaki Srebrenitsa'da neler olduğunu hatırlasınlar yeter. Banya Luka'nın ne kadar "medeni" ve "batılı" olduğunu görmek için, Dnevni Avaz gazetesinden Almasa Haciç'in "Bosna-Hersek'te İşlenen Suçlar" isimli makalesinde yer verdiği, yaşanmış birkaç olayı hatırlayalım.

Birinci Olay: Niyaza Beganoviç, Bosna Savaşı'nın ilk birkaç ayında 3 bine yakın Boşnak'ın şehit edildiği Zvornik kenti yakınlarındaki Durakoviçi köyünde yaşıyor. Bu köyden şehit edilen sayısı 750 civarında. Şehitler arasında Beganoviç'in eşi ve altı erkek çocuğu da yer alıyor. Beganoviç, 1 Haziran 1992'de yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: "Önce eşim Mustafa'yı götürdüler. Arkasından çocuklarım Muriz, Beriz, İdriz, Feriz, Ramo ve Fahrudin'i de götürdüler. Onları bir daha göremedim. Şuanda ailemin ve soyumun tek erkeği olan on altı yaşındaki torunumla yaşıyorum."

İkinci Olay: Gazeteci Almasa Haciç, 5 Haziran 1992 tarihinde, Zvornik yakınlarındaki Mececa köyünde yaşadığı bir olayı şu şekilde anlatıyor: "Babasının gözleri önünde tecavüze uğrayan bu kız, utancından babasının önüne çıkamıyor ve babasından ayrı bir evde kalıyordu. Kız on beş yaşındaydı. Irzına geçenleri sorduğumda, komşu Sırp köyünden üç kişinin adını söyledi. Bunların birisi babasının iş arkadaşıydı. Bu üç kişi diğer yedi kişiyle birlikte, neredeyse her gece diğer dört kız arkadaşıyla birlikte, gece boyunca birkaç sefer tecavüz ediyorlardı. Kız, ırzına geçilen odaya babasının da getirildiği ve başına gelenlerin izlettirildiğini söyledi.

Bu kız çocuğunun ırzına geçilen kampta, onun edindiği bilgilere göre yüzün üzerinde evli kadın ve genç bayanın ırzına geçilmiş. Bunlardan birini tecavüz esnasında boğarak öldürdüler. Esir kampına ulaşıldığında, yerde çırılçıplak yatan on iki yaşında bir kız çocuğu ölü bulunmuştu."

Üçüncü Olay: Ratko Mladiç komutasındaki çentikler, 11 Temmuz 1995'de Srebrenitsa'yı işgal ettiklerinde, Ramiza Ayşiç, oğulları Muyo ve Halil ile birlikte, Hollandalı BM askerlerinin bulunduğu Potoçari taburuna sığınmışlar. Orada yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: "Çocuklu bir kadın, içinde iki günden beri ulunduğumuz BM üssünün yaklaşık beş yüz metre uzağındaki çeşmeden bir şişe su getirmesi için oğlum Muyo'ya rica etti. Çeşme, ona "beyaz ev" olarak hitap ettiğimiz bir zamanlar otobüs şöförlüğü yapan Mehan isimli şahsın mülkiyetinde olan bir evin avlusundaydı. Oğlum su almaya gitti. Yaklaşık bir saat bekledim ve oğlum dönmeyince onu aramaya gittim.

Su almak üzere beyaz eve giden, adeta çılgına dönmüş bir kadın, Sırp askerlerinin oğlumu bıçakla keserken gördüğünü söyledi. Buna inanmak istemedim, koştum ve o evin önüne geldiğimde, avluda kanlar içinde yatan oğlumu gördüm. Kafasından tutum, bedeninden ayrılıp elimde kaldı. Koşuyor ve elimde halen sıcak olan kafasını tutuyordum. Kafanın altındaki damarlar kımıldıyor, gözleri ise açık, sanki bana bakıyordu. O sırada evden elinde kanlı bıçak bulunan bir adam çıktı. Adamın üzerindeki deri kasap önlüğü ise tamamen kanlar içerisindeydi. Ona oğlumu neden kestiklerini sordum. O ise elimdeki başı hemen atmamı, aksi takdirde beni de keseceğini söyledi. Allah'ın adına yemin ediyorum ki, içeride bir yığın kesilmiş insan kafası daha gördüm."

Ey çetnik, işte siz busunuz...

Amor Maşoviç'in söylediği gibi "Bugüne kadar tespit edilen Müslüman toplu mezarlarını haritadan işaretlerseniz, karşınıza çıkan haritanın Sırp Cumhuriyeti sınırlarıyla örtüştüğünü görebilirsiniz."

Hal böyleyken, siz önce son iki yüz yılda, Drina Nehri boyunca Zvornik, Vişegrad, Sanski Most, Foça, Çayniçe, Rogatitsa, Han Piyesak, Bratunats, Biyelyina ve Srebrenitsa'da gerçekleştirdiğiniz soykırımları kabul edin! Eğer gerçekleştirdiğiniz soykırımlar için yasa çıkarmaya ömrün yeterse, diğer meseleleri de konuşuruz.

  

Yorumlar