Duyuru

Aliya’nın kemikleri sızlamasın

  /   3627   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Ayhan DEMİR

Saraybosna’ya kaç kez gittiğimi artık hatırlamıyorum. Bu şehre her gittiğimde ve bu şehirden her ayrılacağımda, özgür Bosna-Hersek’in kuruluşunda çok büyük bir paya sahip olan rahmetli Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in kabrini mutlaka ziyaret ederim. Yıllardır devam ettirdiğim bu geleneğe, son birkaç senedir, Aliya İzetbegoviç Müzesi’ni de ilave ettim.

Yaklaşık bir ay önce gerçekleştirdiğim son seyahatimde de bu geleneği bozmadım. Önce son Bosna Savaşı şehitlerinin, başkomutanlarıyla birlikte gömülü bulunduğu Kovaçi Şehitliği’ne gittim. Rahmetli Cumhurbaşkanı ve diğer şehitler için dua ettim. Ardından şehitliğe sırtını veren, Aliya İzetbegoviç Müzesi’ne gittim. Ekim 2007’de açılan bu küçük müzeyi birçok ziyaret ettim. Buna rağmen, her gelişimde, ilk kez geliyormuşçasına heyecanlanıyorum.

Aliya İzetbegoviç’in ahirete irtihalinin dördüncü yıl dönümünde açılan bu müze, birbirine arada bulunan bir sur ile bağlanan, 16. yüzyıl Osmanlı eseri iki kuleden oluşuyor.

Birinci kulede, Aliya İzzetbegoviç’in özel hayatı ve politik yaşamı ile ilgili belgeler, kitaplar, hapishaneden kaleme aldığı kendi el yazısından mektuplar, aile fotoğrafları, Genç Müslümanlar Teşkilatı’nın faaliyetleri esnasında çekilen fotoğraflar ve kendisine sunulan nişan ve madalyalardan bazıları sergileniyor.

Birinci kuleye taş surla bağlı olan ikinci kulede ise, başkomutanlığını yaptığı Bosna-Hersek Ordusu ve Boşnaklar üzerinde yapılan etnik temizliğe dair belgeler sergileniyor. Ayrıca savaş yıllarına dair fotoğraflar, tam teşekküllü Sırp ordusuna karşı verilen mucizevî Boşnak direnişinin en somut kanıtı olan el yapımı silahlar da bu bölümde sergileniyor. Ancak bu bölümde beni en çok cezbeden şey, rahmetli Cumhurbaşkanı’nın savaş yıllarında giydiği, zambak armalı Boşnak beresi.

Bu müzenin varlığı, Bosna’daki savaşın bir iç savaş olduğa ve her iki tarafında aynı derecede suçlu olduğuna inanmamızı bekleyen, yaşanan hak ihlalleri, tecavüzler ve soykırımların unutulması için elinden geleni yapan Birleşmiş Milletler’in, tüm bu girişimlerine karşı atılmış önemli bir adım. Aslında yalnızca BM’ye değil, okullardaki tarih kitaplarında 1992-95 döneminin anlatılmasına müsaade etmeyen, imzalanan Dayton Anlaşması’na rağmen Bosnalı Müslümanlara karşı, en barışçıl yöntemlerle savaşı devam ettiren iç ve dış düşmanlara karşı da önemli bir adım. Ancak başlangıçta da söylediğim gibi, Aliya’yı yakından tanımak isteyenler için bu müze oldukça küçük ve sergilenen eşyalar yetersiz.

Son ziyaretimde, müze yetkililerine, rahmetli Aliya hakkında sergilenen eşyaların sayısının yetersiz olduğu kanaatini taşıdığımı söyledim. Bunun üzerine müze yetkilisi, Rahmetli Aliya İzetbegoviç’in, 1997 yılından vefat ettiği 2003 yılına kadar ailesiyle birlikte kaldığı evde bazı eşyaların olduğunu ve bunları müze envanterine katmak için çabalarının devam ettiğini sürdüğünü söyledi. Devamında da, “bildiğim kadarıyla evin yeni sahibi Bosna-Hersek’le İlişkileri Geliştirme Merkezi” dedi.

Küçük bir araştırma neticesinde, Türk ve Boşnak tanınmış birçok ismi yönetim kurulu listesinde bulunduran Bosna-Hersek’le İlişkileri Geliştirme Merkezi’nin, 2010 yılı sonlarında, bir vakıf olduğunu öğrendim. Merkezi İstanbul’da bulunan vakfın, Bursa ve Saraybosna’da birer şubesi bulunuyor. Saraybosna şubesi, müze yetkilisinin de söylediği gibi, rahmetli Aliya ve ailesine bir dönem ev sahipliği yapan konutta bulunuyor. Aliya’nın çalışma mekânı bu binanın ikinci katında ve kendisine ait bazı kitaplar ile şahsi eşyalarının bir kısmı burada bulunuyor.

Ne yalan söyleyeyim, bu öğrendiklerimden sonra içimde buruk bir sevinç var. Aliya gibi önemli bir kişiye ait eşyaların, kadir kıymet bilmez insanların eline geçmemesi yüreğime su serpti. Ancak ümmetin, hem fikri hem de siyasi sahada önde gelen isimlerden biri olan Aliya İzetbegoviç’e ait eşyalar, başta Boşnaklar olmak üzere, tüm ümmetin ortak tarihi ve emanetidir. Eğer bu eşyalar bir müzeye verilirse, hem ders kitaplarında o yıllara dair hiçbir şey bulamayan ve birçok yönden kültürel baskı altında bulunan Boşnak halkı hafızasını diri tutabilir, hem de rahmetli Aliya’nın kemikleri sızlamaz.

İşte tüm bu sebeplerle, Bosna-Hersek Bursa Fahri Konsolosu görevini de yürütmekte olan Muzaffer Çilek’ten ricam, rahmetli Aliya İzetbegoviç’e ait eşyaları, Aliya Müzesi’ne ya da başka bir müzeye teslim etmeleridir. Bosna ve Boşnaklar konusundaki hassas olduğunu düşündüğüm Muzaffer Çilek’in olumlu yanıy vereceğinden eminim olduğum için şimdiden teşekkür ediyorum.

YENİ AKİT GAZETESİ

17.01.2012

  

Yorumlar