Duyuru

Kosova'da ne oluyor?

  /   6982   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

 


 

Kosova; Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk devletlerine sınırı olan 1999 – 2008 yılları arasında Birleşmiş Milletler tarafından yönetilen, 17 Şubat 2008’de ise bağımsızlığını ilan eden bir Balkan ülkesidir. Kosova daha önceleri Yugoslavya’ya bağlı bir özerk bölgeydi fakat 1989 yılına gelindiğinde Sırbistan’daki kavmiyetçi, faşist Miloseviç yönetimi bu özerkliği kaldırdığını ve Kosova’yı Sırbistan’a bağladığını ilan etti.Yugoslavya’nın dağılma süreci Müslümanlar için acı dolu günlerin de başlangıcıydı. Artık sadece kültürel açıdan yok edilmiyorlar bilfiil katlediliyor ve tehcir ediliyorlardı. Bosna Savaşı boyunca görece sessiz kalan Kosova, İbrahim Rugova tarafından Bosna ile birlikte Kosova meselesine de bir çözüm bulunacağına ikna edilmiş haldeydi. Ne var ki, Arnavutların ümidi boşa çıktı ve Sırplar Bosna’dan sonra yüzlerini Kosova’ya döndüler. Kosova Kurtuluş Ordusu ile Sırp ordusu arasında 1998 yılı sonunda patlak veren çatışmalar 1999 yılı Martında NATO’nun müdahalesi ile bir NATO – Sırbistan Savaşı’na dönüştü. Kısa süren savaş sonunda Sırbistan ordusunu Kosova’dan çekmek zorunda kaldı.

 

Kosova, BM idaresine girmesinden 9 yıl sonra bağımsızlığını ilan etti. Ancak bu tam bir bağımsızlık değil Manda benzeri “Denetimli Bağımsızlık” adı verilen bir bağımsızlıktı. Ülke kendi anayasası ve meclisine sahip olsa da, idare EULEX ile paylaşılıyordu.  Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle; zamanında Sırplar tarafından yürütülen kültürel ve fiziksel katliamlar yerini kültürel Hristiyan, seküler, Marksist ve kavmiyetçi Arnavutlar tarafından başlatılan katliamlara yani asimilasyona bırakacaktı. Kosova’da nüfusun %95’ini Müslümanlar oluşturmasına ve Hristiyanların oranı Ortodoks Sırp ve Katolik Arnavut olmak üzere %5 civarında olmasına rağmen Müslümanlar bu ağırlığı gösteremiyor, yeni okulların açılması, misyonerlik yapılması ve Vatikan’ın maddi desteğiyle beraber yıllar boyunca Müslümanlık’dan uzak yaşamış kişilerin Müslümanlığı terk edip Hıristiyan olması için büyük çabalar sarf ediliyor. Kosova dini bağlarını tamamen de kaybetmiş durumda değil. Şöyle ki; Kosova'da toplumsal, ahlaki ve dini değerleri koruma hedefiyle kurulan ve çalışan bir parti de var: Kosova Adalet Partisi. Kosova Adalet Partisi Başkanı  Prof. Dr. Ferid Agani Dünya Bülteni’ne verdiği röportajda partinin entelektüeller tarafından Kosova devleti oluşma sürecinde bütün Kosova vatandaşlarının özgün değer ve alakalarını yansıtabilecek siyasi organizasyonun öneminin önceden tespit edildiğinin ve bu sebeple 1999 yılında partinin kurulduğunu söylüyor. Adalet Partisi parti programına da, eğitim sisteminde din dersinin dâhil edilmesi, 16 yaşından küçük kişilere alkol ve sigara satışının ve kullanılmasının yasaklanması ve aile kurumunun muhafazası gibi konuları öncelik kabul ederek koymuş. Fakat bu parti %5 olan seçim barajını aşıp, parlamentoya giremeyince meydan ülkede cirit atan misyonerlere kalıyor.

Matteo Albertini’nin ifadesiyle; Kosova’da Katolik Arnavutlar nispeten düşük oranda olmasına rağmen, hükümet uluslararası tam tanınma mücadelesinde güçlü bir müttefik ve önemli bir potansiyel olan Roma Katolik Kilisesiyle birlik oluyor. Arnavut Katolik piskopos Dodé Gjergji, Nisan 2008’de Brüksel’de Avrupa Demokrat Partisinin kongresi sırasında, Avrupa Birliği ve Vatikan bakış açısını Sırbistan’a karşı desteklemek için Kosova’ya gittiğini, buranın yeni “kültürel dönüşüm” için gerekli olduğunu belirtmişti. Ne de olsa Sırplar Ortodoks’tur ve mezhepsellik ve dolayısıyla çıkarlar farklıdır. Ayrıca Katolik kuruluşlar sayesinde yardım alanlar ve Katolikliği kabul edenler, sağlık, hijyen ve eğitim alanlarında bu dinin temel ihtiyaçlara cevap verdiğini söylemişlerdir. Dolayısıyla İslam’ın ne olduğunu tam olarak bilmeyen kişilerin temel ihtiyaçlarına cevap verilmesi Katolikleştirilmeleri için yeterli oluyor. Öngörüler ise gelecekte Katolik Kilisesi tarafından Katolikleştirmenin giderek artacağı ve böylece Vatikan’ın daha derin katılımı gerçekleşeceği yönünde. İşte bu yüzden acilen Balkan politikamızı gözden geçirmeli ve daha etkin bir konuma gelmeliyiz.

 

  

Yorumlar