Duyuru

Evdeki huzur, mutluluk budur

  /   3375   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Ayhan Demir

ayhan_demir@hotmail.com

Müslüman Türkler ve İslam dünyası, tarihin her döneminde, İslam ahlâkının sağlam zemini üzerine inşa edilmiş aile yapısına sahip olmuştur. Bu özelliğimizi muhafaza etmeyi başardığımız dönemlerde, batılı toplumların yaşadığı birçok sorun biz de bahis konusu olmamıştı. Bu sebeple, siyasetçiler başta olmak üzere birçok uzman ve yönetici, her kriz ortamında Türkiye’nin güçlü bir aile yapısıyla övünmekte ve bu sayede birçok krizin aşıldığına vurgu yapmaktadır.

Ne var ki, artık Müslüman toplumlara bile derinlemesine nüfuz etmeye başlayan modernizm, hayatın her alanında olduğu gibi, evlilik ve aile hayatımızda da önemli tahribatların yaşanmasına sebep oluyor. Modernleşiyoruz fakat modernleştikçe, eşler, birbirinden; çocuklar, ebeveynlerinden; ebeveynler ise, çocuklarından daha fazla dert yanıyor. Evlilik ve aile içi sorunları konu edinen programlara gösterilen yoğun ilgi de bu durumu doğruluyor.

Geçtiğimiz günlerde görüştüğüm bir avukat arkadaşım, boşanma davası için mahkemeye başvuran ‘mütedeyyin’ insan sayısının azımsanmayacak kadar fazla olduğunu ve bu sayının giderek arttığını söylemişti.

Peki, sorun nedir? İnsan neden yuvasını dağıtmak ister? Neden aileler çocuklarından, çocuklar da ailelerinden yana dertliler?

Bu sorulara cevap teşkil edebilecek onlarca cümle kurulabilir. Ancak sözü çok uzatmaya gerek yok. Temel sorun, bütün meselelerde olduğu gibi, evlilik ve aile hayatında karşılaştığımız soru(n)lara başkalarının cümleleriyle cevap arıyor olmamızdır.

Modernizmin ‘üreten özgürleşir’ sloganını kendine rehber bilen aile bireylerinin, her geçen gün biraz daha ev ve aile kavramlarından uzaklaşması hiç de şaşırtıcı gelmemeli.

Son dönemde yeni bir ‘modern mütedeyyin kadın’ tipiyle karşı karşıyayız. Mütedeyyin tarafıyla dinsel motifler barındıran bu kadınlar, yaklaşım ve davranışlarıyla da modernizmi temsil ediyorlar. Yaşadığı yüzyıla ve çağın koşullarına atıfla, ‘bireysellik’ kavramına vurgu yapmaktan hiç çekinmiyorlar. Vurgu yaptıkları kavramın bir gereği olarak, büyük bir cesaretle, evliliği kolaylıkla sonlandırılabilir bir ortaklık olarak görüyorlar. ‘Cahil cesareti’ olarak nitelendirilebilecek bu kolaycılığın tabii bir neticesi olarak, boşanma davalarının sayısı her geçen gün artıyor.

Aslına bakarsanız, ‘modern mütedeyyin erkekler’ açısından da durum pek farklı değil. Onlar da modernizmin tüm kavramlarını kuşanarak geldikleri evlerinde, yine modernizme bulanmış cümleler kurmaktan çekinmiyorlar. Hayatları daha çok çalışma ve kazanma hırsı üzerine inşa edilmiş bu insanlar, eşleri ve çocuklarıyla ilgilenmek için yeterli zamanı hiçbir zaman bulamıyorlar!

Günümüz erkekleri, Son Peygamber’in (s.a.v), muhterem eşleri ve çocuklarıyla ilgilenmenin ötesinde, ev işleri yaptığını, ekseriyetle dikilecek şeyleri diktiğini, ayakkabısını yamadığını, koyun sağıp, şahsi hizmetlerini bizzat kendisinin yaptığını bilseler, bugün yaşanılan birçok ailevi sorun hiç yaşanmazdı.

Çocuklar öncelikle aile içerisinde sosyalleşirler ve bu sosyalleşme çocukların, en yakın hissettikleri aile bireyini örnek alarak, ona benzemesi şeklinde gerçekleşir. NE var ki, karşılıklı iletişim ve anlayışları en alt seviyede olan ebeveynlerin, çocuklarıyla alakadar olup, onlara destek vermelerini beklemek büyük bir hayaldir. Anne ve babaların boşalttığı bu alana, televizyon, internet, yanlış arkadaşlar ya da zararlı alışkanlıkların yerleşmesi kaçınılmaz bir neticedir.

Eğer, sağlıklı fertler, sağlıklı aileyi; sağlıklı aile de sağlıklı toplumu meydana getiriyorsa, bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun, ‘milli’ bir meseledir. Bu meselenin büyük bir ciddiyetle ele alınması gerekir. İşte bu düşünceden hareketle Hz. Muhammed’i (s.a.v) Tanıma ve Tanıtma Uluslararası Derneği–MUHDER, 11-13 Temmuz 2012 tarihleri arasında Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da “Uluslararası Aile Konferansı” düzenlemeye hazırlanıyor.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Yusuf el-Kardavi, Prof. Dr. Mustafa Kara ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan gibi birçok önemli isimin danışmanlığında hazırlanan bu konferans, Türkiye’de ve dünyada ailenin güncel sorunları ve savaş sonrası Boşnak ailesi ana ekseninde; eğitim, ekonomi, kültür, hukuk, din, ahlâk ve sağlık sahalarında aileye ait sorunların konuşulup tartışılmasını amaçlıyor.

Anne-baba ve çocuk ilişkisi, kitle iletişim araçları ve aile, eğitim/öğretim ve aile, ahlaki açıdan medya ve aile, çok kültürlülük ve aile, dünyeviliğin aile yapısı üzerindeki etkileri, kadına ve çocuğa yönelik şiddet konularının ele alınacağı bu konferans, sağlıklı bir nesil yetiştirilmesi adına oldukça büyük bir önem arz ediyor.

YENİ AKİT

  

Yorumlar