Duyuru

Saraybosna kırmızı hat

  /   3466   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

1990’lı yılların başında yaşanan tüm sıkıntılara rağmen rahmetli Aliya İzetbegoviç, “halkın çoğunluğunun Bosna-Hersek’e bağlı olduğu” ve “Avrupa ve dünyanın, bu devlete yapılacak bir saldırıya izin vermeyeceği” kanaatindeydi. Ne var ki, milliyetçi Sırpların ‘insan avı’ çoktan başlamıştı. Sırplar, Saraybosna tepelerine konuşlanan topları ve yüksek binalara yerleştirilen keskin nişancılarıyla, hareket eden her canlıya ateş ediyorlardı.

Sırp keskin nişancıların, nokta atış yapabilen, dürbünlü tüfeklerinden çıkan ilk kurşunlar, SDS binası ve Holiday Inn otelinin çatısından atıldı. 5 Nisan 1992’de, barış yanlısı bir gösteri esnasında atılan kuşuna hedef olan, Suada Dilberoviç isimli Dubrovnikli tıp fakültesi öğrencisi kanlar içinde yere yığıldı. Suada’nın hayatını kaybetmesine sebep olan o kurşun, Saraybosna kuşatmanın ilk kurşunu ve kendisi de, Saraybosna’nın ilk şehidi kabul edildi.

Sırp saldırganlığına silahsız ve savunmasız yakalanan Saraybosna, her geçen gün biraz daha, dünyadan kopuyordu. Bu şehirde yaşayanların, hayatta kalabilmek için, hızlı koşmaktan başka çareleri yoktu.

Koşevo Hastanesi hekimlerinden Esat Buçuk, 6 Nisan 1992’de yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: “Saraybosna’nın her tarafından güçlü bir gürültüyle top sesleri duyuldu. Her tarafta gök gürültüsü gibi şiddetli patlamalar oluyor. Çetnikler şehri yok ediyor. Hastanenin kapısına yaklaştığım zaman, bir adam seslendi: “Dikkat et, keskin nişancı! Çetnik vinçten ateş ediyor.”

Bosna halkı için belki de en büyük travma, saldırganların; komşuları ya da arkadaşları olmasıydı. Saraybosnalı bir Yahudi olan Dr. Milan Stern, iyi dostu olan bir Sırp cerrahın, kliniğinde bulunan taşınabilir tüm donanımı çalıp, götüremediklerini tahrip ederek, bir gecede kaçıp gitmesi karşısında dehşete düşürmüştü.

Saraybosna’daki Sırp saldırganlığının en akılda kalanlarından bir diğeri, Mayıs 1992’deki, Markale Pazar yeri katliamı idi. Ekmek almak için sığınaklarından çıkan onlarca insan, Sırp topçusu tarafından atılan üç top mermisinin hedefi olmuştu. Onlarca insanın yaşamını yitirdiği saldırıda, 150’den fazla kişi de yaralanmıştı.

Şehri kuşatma altında tutan birliklerinin başına, 12 Mayıs 1992’de, General Ratko Mladiç’in geçmesiyle, Sırp saldırganlığı bir kat daha artmıştı. Mladiç’in, Sırp subaylarıyla yaptığı bir telsiz konuşması şu şekildeydi:

Ratko Mladiç, Albay Mirko Vukasoviç’e “Başçarşıyı vurabilir misin” diye soruyor. Vukasoviç “Evet” cevabını verince, ateş emrini veriyor: “Doğrudan Boşnak Parlamentosuna ve Başkanlık binasına ateş edin.”

Ardından Albay Kovaçeviç’e dönüyor: “Bosna Parlamentosuna, Başkanlık binasına sürekli ateş edin. Onları yok edin. 155 mm’lik silahlarla Başçarşı’ya ve kuzeyindeki Gazi Husrev Bey Camisine kadar ateş edin. Öldürebildiğiniz her şeyi öldürün.”

Dr. Esat Buçuk, 25 Haziran 1992’de yaşadığı bir başka olayı şu şekilde anlatıyor: “Bu sabah, evinin yakınında bulunan fırında ekmek sırası bekleyen 6 yaşlarında bir erkek çocuk hayatını kaybetti. Bugün Saraybosnalı bir esir, bir Sırp nişancıyla değiştirildi. Hapsedilen Saraybosnalı, Lukavic’daki kışlada gördüğü ve yaşadığı korkunç olayları anlattı. Sırp teröristler, bir baba, oğluna iki saat dayak atması için zorlanıyor, sonra da oğlu, babasına iki saat sürekli dayak atmak zorunda bırakılıyor. On beş Çetnik, 15 yaşlarındaki beş genç kıza, anne ve babalarının gözleri önünde tecavüz ettiler.”

Resmi kayıtlara göre, Saraybosna kuşatması sona erinceye kadar; altı yüz kırk üçü çocuk olmak üzere, on bir bin beş yüz kırk bir insan yaşamını yitirdi. Bin 425 günlük Saraybosna kuşatması, modern tarihin en uzun şehir kuşatması oldu.

Sırp saldırganlığının tek hedefi, Saraybosna halkı değildi. Şehrin hafızası ve tarihi de, bu saldırganlıktan payını aldı. Gazi Husrev Bey Kütüphanesi, Viyeçnitsa Kütüphanesi ve Saraybosna Şarkiyat Enstitüsü de, Sırp saldırganlığından payını fazlasıyla aldı. Saraybosna Şarkiyat Enstitüsü’nde bulunan 300 bin orijinal arşiv belgesi ve 5 bin 263 el yazması, 17 Mayıs 1992 günü yok edildi.

Saraybosnalılar, bu kanlı şarlatanlığın unutulmaması adına, savaşın başladığı tarih olarak kabul ettikleri 6 Nisan’da, her yıl çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorlar. Bu sene düzenlenecek etkinliklerinin üst başlığı, ‘Saraybosna kırmızı hat.’

6 Nisan’da, dört yıllık kuşatma esnasında yaşamını yitiren Saraybosnalıların anısına, 11 bin 541 kırmızı koltuk Mareşal Tito Caddesi’nden Ali Paşa Camii’ne doğru yan yana dizilecek. Yitirilen on bir bin beş yüz kırk bir can bir kez daha tüm dünyaya hatırlatılacak.

Sırp saldırganlığı esnasında yaşamını yitiren, Saraybosna halkına Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Toprakları bol olsun.

YENİ AKİT

  

Yorumlar