Duyuru

MAKEDONYA, MÜSLÜMANLARA KULAK TIKIYOR!

Röportajlar

  /   1325   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

ayhan-demir-suleyman-baki1Röportaj: Ayhan Demir

ayhan_demir@hotmail.com

Fotoğraf: Amina Husremoviç-Demir

 

Yeni Akit gazetesi yazarlarından Ayhan Demir, Makedonya Ensar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Süleyman Baki ile Yücel Hareketi’nden, Burmalı Cami meselesine; baskı politikalarından iyice bunalan Makedonya Müslümanlarından, Türkiye-Makedonya ilişkilerine uzanan geniş bir yelpazede, önemli bir söyleşi gerçekleştirdi.

 

İsterseniz, Makedonya tarihin hala tam olarak aydınlatılamamış bir sayfa olarak duran, “Yücel Teşkilatı” ve “Yücelciler”den başlayalım…

Osmanlı sonrası Balkanlarda ve Makedonya’da, Türk ve diğer Müslüman milletler için çetin bir dönem oldu. Özellikle 1945 sonrası Sosyalist dönem en çetin ve şiddetli bir dönem. Yeni kurulan Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’nde Yücel Teşkilatı ve Hareketi, milli ve manevi değerlere sahip çıkmayı şiar edinen Türk aydınları hareketinin adıdır Makedonya’da. Aynı dönemde Arnavutlar arasında da buna benzer hareket var. Bir de İslamcı olarak nitelendirilebilecek olan Meddah Medresesi (Ataullah Hoca Hareketi) de mevcuttur. Rahmetli Aliya İzetbegoviç önderliğindeki, Bosna’daki, Mladi Muslimani (Genç Müslümanlar) Hareketi’ni de zikretmek gerekir.

Yücel Hareketi’nin gayesi; Makedonya Türklerinin kimliğini ve benliğini korumak ve ülke yönetiminde Türklerin de söz sahibi olmasını sağlamaktı. Fakat satılmış insanların ihanetine uğrayarak, hareket üyeleri son anda yakalandılar. Yüzden fazla kişi hapsedildi. Başta Müderris Şuayip Aziz olmak üzere, önde gelen dört Yücelci, hukuksuz, mesnetsiz ve hukuksuz bir şekilde suçsuz yere idam edildiler. Amaç, Türkleri yıldırarak asimile etmek, ülkeyi ve bölgeyi Türk ve Müslümanlardan arındırmaktır. 1947’de hareket susturulur. 1951’de çıkan “Ferece Kanunu”nun ardından Türkiye’ye yoğun bir göç başlamıştır. Rumeli Türkleri Derneği’nin bu konuda özet de olsa önemli bir yayın çalışması var. Daha geniş bir çalışma MATÜSİTEB tarafından önümüzdeki dönemde kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.   

 

OHRİ ANLAŞMASI YENİLENMELİ

 

2001 yılında imzalanan Ohri Çerçeve Anlaşması’nın mahiyeti ve önemi nedir?

Türk, Arnavut ve Boşnak Müslümanlar, kuruluşundan itibaren hayatlarını feda ederek kurulan Yugoslavya’nın bir parçası olduğu dönemden itibaren Makedonya Cumhuriyeti anayasası ülkenin Makedon, Arnavut, Türk ve diğer milletlerden oluştuğunu belirtiyor. Fakat 1945’ten itibaren tüm Yugoslavya’da olduğu gibi Makedonya’da da ülkenin yönetiminde ve karar almada ayrımcılık olduğu, asli unsurlardan olan Türk ve Arnavutların önemli bir bölümünün söz sahibi olması bir kenara, çeşitli zulümlere maruz bırakılmış ve göçe zorlanmıştır.

1991’de bağımsızlığını kazanan Makedonya Cumhuriyeti’nde kısmen düzelmeler olmasına rağmen hakça temsil konusunda ağır aksak hareket edilmesi ülkedeki Arnavutları rahatsız ediyordu. Neticesinde, 2001 yılında malum iç karışıklıklar meydana geldi. Kimisi buna kriz dedi, kimisi iç savaş. AB ve ABD’nin baskılarıyla iktidar ve muhalefetteki Makedon ve Arnavut partileri Ohri’de masaya oturarak, Ohri Çerçeve Anlaşması’nı imzaladılar. Bu anlaşmaya göre nispeten Makedon olmayan diğer toplulukların haklarında ilerleme ve hakça temsil konusunda yasalarda ve düzenlemelerde adımlar atıldı. Anlaşma, bu açıdan önemlidir.

 

Ohri Anlaşması, Makedonya’da yaşayan halkların sorunlarına çözüm olabildi mi?

Eskiye nazaran ilerlemeler olmakla birlikte üzerinden on yıl geçmesine rağmen anlaşmanın önemli olduğunu ifade etmek gerekir. Anlaşmayla, ülkede sadece Makedonların değil diğer milletlerin de söz sahibi olduğu anayasada bir kez daha vurgulandı. Bu çok önemli bir husustur. Fakat başka sorunları ortaya çıkardığı da bir gerçektir. Özellikle, “ülkenin Makedon ve Arnavutların söz sahibi olduğu bir idari yapıya dönüştüğü, diğer toplulukların ikinci plana itildiği” sıklıkla dile getirilmektedir. Bu açıdan Türk toplumu olarak bu anlaşmanın bir daha gözden geçirilmesi ve bazı eklemelerin olması kanaatindeyiz. Mayıs 2011’de Makedonya Başbakanlığı ile MATÜSİTEB ortaklaşa, “Ohri Çerçeve Anlaşmasına Göre Türklerin Durumu” isimli bir sempozyum düzenlemiş ve bunu bir kitap olarak yayınlamıştı.      

 

Makedonya’da yaşayan, Müslümanların sorunları nelerdir?

Makedonya Türkleri, ülkenin asli ve kurucu unsurudur. Azınlık statüsünde değiliz. 2 milyonluk ülkede 100 bin civarında Türk yaşamaktadır. Bu da ülke nüfusunun yüzde 5’ine tekabül etmektedir. Bununla birlikte, Arnavutlar toplam nüfusun yüzde 25’ini, Makedonlar ise yüzde 64’ünü teşkil etmektedir. Osmanlı döneminin asli tebaası olan Müslüman Türklerin ve Arnavutların, siyasi arenada birçok partiye bölünmüş olmaları önemli bir sorundur. Arnavutların üç büyük partisine karşılık, Türklerin de üç siyasi partisi bulunuyor.

Kanaatimce, Türk, Arnavut ve Makedonların bir arada olacağı etnik ve mezhepsel ayrıma düşmeden siyaset yürütülmesi ülkenin yararına olacaktır. Türklerin eğitim, kültür ve hakça temsil konularında bazı sorunları var. Siyasi birlik sağlanabilirse, bu sorunlar halledilecektir. Fikirde ve harekette birliğe ihtiyaç var. Ayrıca vakıf mallarının Makedonya İslam Dini Birliğine iade edilmemesi, İslam Birliği’nin idaresinde Türklerin yeterince temsil edilememesi, Osmanlı eserlerine takınılan menfur tavırlar, okul ders kitaplarında Osmanlıya ve Türklere karşı nefret ifade eden cümlelerin ortadan kaldırılmaması, milliyetçilik vs gibi önemli sorunların yanı sıra ekonomik açıdan da ciddi sorunlar mevcuttur.   

BİRLİKTE HAREKET EDİLMELİ

Makedonya nüfusunun neredeyse yarısı Müslümanlardan oluşurken, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın, her zaman Ortodoks Makedon olmasında bir gariplik yok mu?

Az önce ifade etmeye çalıştığım gibi, bölgesel ve etnik çerçeveden kurtulamadığımız sürece bu sorunlar var olmaya devam edecektir. Elbette, geçmişe nazaran olumlu gelişmeler var. Mesela, iki Başbakan yardımcısı Arnavut’tur. Ayrıca, bir devlet bakanı Türk, Meclis Başkan Yardımcısı Arnavut, beş bakan Arnavut’tur. Ancak bu yeterli değil. Daha üst düzeyde Arnavut ve Türk siyasiler olmalı. Mesela, Meclis Başkanı… Fakat bu, birlik, anlayış, tahammül ve ortak şuur ile gerçekleşebilir.

Makedonya’da, Müslüman bir Cumhurbaşkanı ya da Başbakan görebilir miyiz?

Bu mümkün. Yeter ki kalıplaşmış korkulardan ve endişelerden kurtulmuş olalım. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Arnavut asıllı bir aday ciddi oy aldı. Hatta azımsanmayacak kadar Makedonlardan da oy aldı ama kazanamadı. İleriki dönemlerde AB ve NATO üyeliği sorunu halledilirse bu tür neticeler alınabilir.

Elbette, suçu ya da hatayı, hep tek tarafta aramamak gerekir. Sonuçta bu ülke hepimizindir. Biz Osmanlı mirasının varisleriyiz. Ve tarihten gelen çok ciddi bir tecrübemiz var birlikte yaşama konusunda. Bu konuyu hem Makedonların hem de Türk ve Arnavutların yeniden düşünmesi ve kafa yorması gerekiyor. Çünkü ne Makedonların ne de Türk ve Arnavutların bu ülkeden başka bir vatanı yok. Bu ülkede dedelerimiz yaşadı inşallah torunlarımız da birlik ve kardeşlik içerisinde yaşayacaklar.

Eğer Osmanlının son dönemlerinde Hariciye Nazırı koltuğuna bir Ermeni getirilebiliyorsa, Makedonya’da neden bir Arnavut veya bir Türk Başbakan veya Cumhurbaşkanı olmasın? Yugoslavya zamanında bir kaç Müslüman asıllı devlet başkanları üst düzeyde görev aldı. Yirmi üç milyonluk Komünist Yugoslavya’da, yüzde 10’una tekabül eden Müslümanlardan devlet başkanı seçilebildiyse, Makedonya’da neden olmasın?

KULAK TIKIYORLAR

Üsküp’te, Taş Köprü’nün bir tarafında ışıltılı yapılar yükselirken, diğer taraf oldukça bakımsız. Gostivar ve Kalkandelen de benzer durumda…

Bunun temelinde tarihi, sosyal, ekonomik, siyasi nedenler var. Bu olaylara bir bütün olarak bakmak gerekir. Üsküp’teki Osmanlı mimarisi olan Taşköprü (Fatih Köprüsü)  bu şehri ve bu şehirde yaşayanları ayrıştırıcı değil birleştirici ve bütünleştirici olmalı. Maalesef, siyasi ve ekonomik yapı buna müsaade etmiyor. Yöneticiler, siyasiler bu konuda daha aktif ve daha akılcı adımlar atmalı. Üsküp’ün doğu yakası Osmanlı döneminde kurulmuş ve tarihi eserleri barından bir kısım. Osmanlı Türk Çarşısı, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler Üsküp’ün ve Makedonya’nın zenginlikleri. Tüm bunlar ortak mirasımız bizim.

Makedonların, Osmanlı ve İslam eserlerine karşı bu tavrını nasıl?

Bir kısım siyasiler Osmanlı döneminden ve İslam eserlerinden rahatsız görünüyor. Bağımsızlıktan hemen sonra Manastır ve Pirlepe şehirlerinde Osmanlı saat kulelerine Ortodoks haçı taktılar. Pirlepe’deki tarihi Çarşı Camii, birkaç defa yakıldı ve yenilenmesine müsaade edilmiyor. Manastırdaki Yeni Cami kapatıldı ve onarılmasına müsaade edilmiyor. Sanat galerisi olarak kullanılıyor. Hükümet ve Tarih Eserleri Koruma Müdürlüğü, bu konuda ayrımcılık yapıyor. Makedonya, İslam Dini Birliği ve Müslümanların taleplerine kulak tıkıyor. Üsküp’teki Vodno Dağı’nın tepesine 2001 yılında büyük bir haç takılması bir mesaj niteliğinde. Tüm bunlar samimiyetsizliğin ve önyargılı davranıldığının bir göstergesi. Bu noktada, Arnavut ve Türk siyasiler de sorumluluk almalı.

Hükümetin büyük önem verdiği, “Üsküp 2014 Projesi”nin mahiyeti nedir?

Üsküp 2014 Projesi, başlı başına, büyük bir sorun. Ayrımcılığın bir başka ifadesidir. Üsküp Kent Meydanı’na, Makedon ve Sırp halk kahramanlarının heykelleri ve sembolleri dikildi. Fakat aynı meydanda 1925 yılında Sırplar tarafından yıkılan ve Balkanların en önemli mimari eseri olan Burmalı Camii’nin inşasına müsaade edilmiyor. Bu projeyle, Üsküp’ün sadece Hıristiyan bir şehir olduğu mesajı verilmek isteniyor. Ki bu proje, devlet bütçesinden pay ayrılarak yapılıyor. Müslümanların talepleri dikkate alınmıyor.

BURMALI CAMİİ PLATFORMU

Mensubu olduğunuz, “Burmalı Camii Platformu” ne amaçla kuruldu?

Makedonya Müslümanları, neredeyse bir asırdır, Burmalı Camii’nin arsasının iadesi ve inşası için mücadele ediyor. Fakat bir asırdır bu talebe olumlu bakılmıyor. Bu yetmezmiş gibi Burmalı Camii’nin arsası bir Yunan şirketine satılmaya çalışılıyor. Cami arsasının yerine Bizans dönemine ait heykeller ve semboller inşa edildi. Bunun üzerine 2008 yılında, “Burmalı Camii Platformu” kuruldu. Amacı, Makedonya İslam Dini Birliği’nin, “Burmalı Camii arsasının iade edilmesi” talebine STK’lar olarak destek vermekti. Platformun faaliyetleri oldukça ses getirdi. Görevini ifa ettiği kanaatindeyim.

Burmalı Camii, sadece bir cami olmaktan çıkıp dini hoşgörünün ve birlikte yaşamanın sembolü olmuştur. Bu konuda tabii ki asıl olan Makedonya Hükümeti’nin hassas davranmasıdır. Er ya da geç ama bir gün mutlaka Burmalı Camii’nde ezan sesleri inşallah duyulacaktır. Zira Vardar’ın öte yakasında minare yok ve ezanlar okunmuyor.

SAMİMİYETSİZLİK VE TAHAMMÜLSÜZLÜK

Makedonya Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen Vevçani Karnavalı, gayr-ı ahlaki İslam düşmanlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?  

Bu kışkırtıcı bir olaydı. Bu olayı tek başına, münferit bir olay gibi değerlendirmek yanlış olur. Yaşanmış diğer olaylarla ilişkilendirmek gerekir. Pirlepe ve Manstır’daki saat kulelerine haç takılması, Pirlep Camii’nin yakılması, Manastır Yeni Camii’nin sanat galeri olarak kullanılması, İştip Hüsameddin Paşa Camii’nin ibadete açılmaması, Üsküp’teki Vodno Dağına haç takılması, Üsküp 2014 Projesi, Burmalı Camii’nin arsasının iade edilmemesi, diğer vakıf mallarının gasp edilmesi, Üsküp Kalesine kilise inşa etme girişimi ve diğer olaylar… Bütün bunlar son yirmi yıl zarfında meydana geldi. Tüm bu olaylar, bir samimiyetsizliğin ve tahammülsüzlüğün var olduğunu gösteriyor. Ve son kertede Vevçani Karnavalı’ndaki edepsizlikler ve hakaretler. Üstelik M.C. Kültür Bakanlığı destek veriyor bu karnavala. İnanılır gibi değil!

Karnaval’da İslami değerlere ve Müslümanlara hakaret edildi. Anlatılması uygun değil, terbiyemiz müsaade etmiyor. Müslüman kadınlarla, hocalarla, peygamberle, Kur’an’la açıkça alay ediliyor. Bu Makedonya’daki İslamofobia’nın son tezahürüdür. Maalesef, Müslümanların şiddetli tepkisine rağmen, Makedonya Hükümeti hala hiçbir özür dilemedi. Sadece Makedonya Cumhurbaşkanı, Müslüman ve Ortodoks dini liderlerle, ortak bir toplantı düzenledi. Devamında hiç bir gelişme olmadı. Beklentimiz Müslümanlardan özür dilenmesi ve bu ahlaksız İslam düşmanlığını gerçekleştirenler hakkında kanuni takibat yapılmasıdır.

Makedonya’da, misyonerlik faaliyetlerinin hız kazandığı doğru mu?

Evet, Makedonya’da da misyonerlik faaliyetleri devam ediyor. Ve de çok ciddi çalışıyorlar. Oldukça geniş maddi imkânlara sahipler. Genç ve yoksul kişilerin peşinde koşuyorlar. Özellikle yoksul bölge olan Doğu Makedonya bölgesinde cirit atıyorlar adeta. Çok dikkatli olmak gerekiyor. Makedonya İslam Dini Birliği’ne ve Müslümanlara çok görev düşüyor. Din eğitimi ve ailenin kontrolü bu noktada önem arz etmektedir. Ama bundan daha tehlikelisi olan gençlerimize değerlerimizi ve benliğimizi iyi öğretmeliyiz. Bunu gerçekleştirirsek misyonerlerin yapacağı zarar bertaraf edilmiş olur.

TÜRKİYE-MAKEDONYA İLİŞKİLERİ

Makedonya’yı ilk tanıyan, BM ve NATO’ya taşıyan Türkiye oldu. Peki, Türkiye, Makedonya’dan aynı yakınlığı görebiliyor mu?

Evet, Türkiye, Makedonya’ya her zaman samimi davrandı. En zor zamanlarda maddi ve manevi olarak Makedonya’nın yanında yer aldı ve almaya devam ediyor. Makedonya’nın ilk ve tek samimi dostu Türkiye oldu. Bunu, Makedon siyasiler de ifade ediyor. Son zamanlarda Türkiye’nin ilerlemesi ve güçlü bir ülke konumuna gelmesi bu alanda daha iyi ilişkiler kurmaya neden oldu. Temennim Makedonya’nın bu samimiyet sınavından başarıyla geçmesidir.

 

İki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirmek için neler yapılabilir?

İki ülke arasındaki küçük ve orta ölçekli yatırımlara hız kazandırmak gerekiyor. Türk yatırımcısı ülkemizde güven vermekte ve saygıyla karşılanmaktadır. İnşaat, tekstil, madencilik ve tarım alanlarında Türk yatırımcılar ülkede güzel hizmetlere ve istihdama vesile olabilir. Ayrıca kültür ve eğitim alanlarında da güzel gelişmeler olmaktadır. Üniversite eğitimi noktasında Makedonya güzel fırsatlar sunmaktadır. Bu ülkenin en önemli ticari potansiyeli kültür turizmidir. Osmanlıyı tanımak ve yâd etmek isteyenler bu ülkeyi görmeli ve ziyaret etmeli. Bu ziyaretler sıklaştırılmalı. Balkan coğrafyası ve Makedonya, Türkiye insanına yeni ufuklar açacaktır.  

 

Son olarak, neler söylemek istersiniz?

Makedonya’da yaşayan herkes, Türkiye’yi ve Türk insanını seviyor. Tarih ve kültür birliğimiz var. Türkiye ve Türk hükümeti bu ülkenin sigortasıdır. Makedonya’da yaşayanlar olarak Türkiye gibi dost ve güçlü bir ülkenin yanımızda olmasından dolayı huzur içerisindeyiz. Mevla, Türkiye’ye huzur versin. Türkiye’den bir vakıf yöneticileri ile Doğu Makedonya ziyaretimiz esnasında Yörük bir teyzenin gelen heyetten birinin Türkiye’den, bizden bir isteğiniz var mı sorusuna: “Türkiye’de bizim için de huzur içerisinde yaşayın” cevabı anlamlı bir cevaptı. Türk halkının ve Türk devletinin verdiği destekler için sonsuz müteşekkiriz. Bu ilginin devam edeceğinden hiç şüphemiz yok.  

  

Yorumlar