Duyuru

“Türk” düşmanı…

  /   3487   /   28 Ağustos 2014, Perşembe

 Yazdır

  

Ayhan Demir ayhan_demir@hotmail.com Sırp Kalkınma Partisi-SNS adayı Tomislav Nikoliç, 2004 ve 2008 seçimlerinde kendisini mağlup ederek, iki dönem Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Demokrat Parti adayı Boris Tadiç’i en sonunda mağlup etti. Böylelikle, 2000 yılından beri, her Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday olan Nikoliç, dördüncü seferde muradına erdi. Milliyetçi ve ırkçı partilerin ortak adayı Nikoliç’in Cumhurbaşkanı seçilmesi; bu ülkede yaşanan ekonomik sorunlar, düşük çalışma ücretleri, yüzde 24’ler seviyesindeki işsizlik ve tüm bu olumsuz verilerin güçlendirdiği milliyetçilik dalgasından haberdar olanlar için bu netice hiç şaşırtıcı olmadı. Sırbistan’ın yeni Cumhurbaşkanı kim olacak sorusu, Tomislav Nikoliç ile karşılık bulduktan sonra yeni gündem maddesi, “Nikoliç’in geçmişi ve bu geçmişin ülkenin geleceğine nasıl yön vereceği” oldu. Oldukça korkutucu bir siyasi geçmişe sahip olan Nikoliç, 1991 yılında siyasete girdi. Uzun dönem, faşist Çetnik hareketi lideri Voyislav Şeşely’nin kurduğu, Sırbistan Radikal Partisi-SRS’de genel başkan yardımcılığı yaptı. Nikoliç, aynı zamanda, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanırken ölen Slobodan Miloşeviç döneminde başbakan yardımcısı ve NATO, Belgrad’a hava opearsyonu düzenlerken de hükümet mensuplarından biri idi. Nikoliç, hocası Şeşely, Boşnaklara uygulanan soykırım sebebiyle Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanırken SRS’den ayrıldı. Fakat bu ayrılık düşünce farklılığına dayanmıyordu. Bu sebeple, 2007 yılında “Ben Çetniğim ve savaş olsa tekrar aynı şekilde davranırdım” diyen Nikoliç, bir yıl sonra, CNN’de, Mladiç’e benzetildiği için gurur duyduğunu ifade etmekten geri durmamıştı. 2008 yılında Sırbistan Kalkınma Partisi-SNS’yi kuran Nikoliç, halktan aldığı destek sonrasında, ana muhalefet lideri oldu. Bazı kesimler, SNS’yi kurduktan Nikoliç’in merkeze yaklaştığını söyleseler de, aslında değişen hiçbir şey olmadı. Bunun en somut örneği, Cumhurbaşkanı seçildikten kısa bir süre sonra konuk olduğu Karadağ Devlet Televizyonu-RTCG’de yaşandı. Nikoliç, Srebrenitsa ile ilgili olarak kendisine yöneltilen bir soruya “Srebrenitsa'da katliam yapılmadı” cevabını verdi. Aslına bakarsanız, bu Nikoliç’in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk radikal sözleri değil. 25 Mayıs 2012 günü, Bosna-Hersek’in BN televizyonundaki “Puls” programına konuk olan Nikoliç, eski Cumhurbaşkanı Boris Tadiç’in, Türkiye ile geliştirdiği iyi ilişkileri sürdürüp sürdürmeyeceği yönündeki soruya, düşündürücü bir cevap verdi. Nikoliç, Türkiye’yi kastederek, yabancı ülkelerin Sırbistan’da yatırım yapmalarına, yardım ve gelir elde etmelerine karşı olmadığını ancak Sırbistan’ı dış siyasi etkilerden koruyacağını ve hiç kimsenin Sırbistan üzerinde siyasi etkinlik kurmasına müsaade etmeyeceğini söyledi. Sırp Cumhuriyeti’ni, Bosna-Hersek’in diğer yarısından daha fazla sevdiğini açıkça dile getiren Nikoliç, Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik’in olumsuz tavır takındığı, Üçlü Balkan Zirvesi’ne dair soruları da cevapladı. Nikoliç, Üçlü Balkan Zirvesi’ne karşı tavrını, “Sırp Cumhuriyeti için iyi olan neyse o doğrultuda” şeklinde ifade etti. Sırbistan’ın, Bosna-Hersek’te savaşı sona erdiren Dayton Barış Anlaşması’nın garantör ülkesi olduğunu hatırlatan Nikoliç, bu garantörlüğe ilişkin ilginç cümleler kurmaktan da geri durmadı. Nikoliç’e göre; “Sırbistan, Sırp Cumhuriyeti’nin garantörüdür. Bu doğrultuda Belgrad, Sırp Cumhuriyeti’nin taleplerine yardımcı olmalıdır.” Sırp Kalkınma Partisi, Sırbistan’da hükümet ortaklarından biri olmadığı sürece, Nikoliç’in dış politikadaki etkinliğinin oldukça sınırlı olacağı söylenebilir. Fakat Nikoliç’in bu tutumu, Bosna ve Kosova’daki ayrılıkçı Sırpları cesaretlendirirken, Sırbistan’ın imajına, başta Hırvatistan olmak üzere komşularıyla olan ilişkilerine ve Türkiye öncülüğünde gerçekleştirilen Üçlü Balkan Zirvesi’ne olumsuz tesir edebilir. Nitekim Hırvat siyasetçiler arasında, radikal ve Avrupa karşıtı görüşlere sahip olan parti liderlerinin dışında, Nikoliç'in seçilmesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden kimse çıkmadı. Zaten, bir zamanlar “Hırvatları bir kaşıkta boğacağım” diyen Voyislav Sesely’nin öğrencisi Nikoliç’e karşı, farklı bir tepki verilmesini beklemek zaten hayal olurdu. Aynı şekilde Kosovalılar da, Nikoliç'in zaferinden rahatsızlar. Kosova’da, ülkenin kuzeyinde yaşayan Sırpların tutumlarının daha da radikalleşeceği ve Tadiç'in, Mitrovica bölgesine verdiği gizli desteğin, Nikoliç'le açıktan verileceği ve iki ülke arasında uzlaşma zemini oluşturmanın imkânsız hale geleceği görüşü hâkim. Sırbistan eski Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, uluslararası ilişkilerde daha siyasi davranıyordu. Nikoliç ise akisne bir yaklaşım sergiliyor. Kim bilir belki de böylesi daha iyi olur. Nikoliç açık açık konuşsun ki, dost-düşman netleşsin. Hem ne demişler, “havlayan köpek ısırmaz.”

  

Yorumlar