Duyuru

Genç Müslümanlar, yetim kaldı

  /   3621   /   01 Ocak 2014, Çarşamba

 Yazdır

  

 

 


 

Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin kurucu Cumhurbaşkanı ve mütefekkir rahmetli Aliya İzzetbegoviç'in en yakın çalışma arkadaşı, İran eski Büyükelçisi ve Genç Müslümanlar (Mladi Muslimani) Teşkilatı Genel Başkanı Ömer Behmen, 23 Nisan 2009 Perşembe günü sabah saatlerinde evinde vefat etti. Yaklaşık iki yıldır tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Ömer Behmen, vasiyeti doğrultusunda 25 Nisan 2009 Cumartesi günü (bugün), Mostar şehrinde kılınacak cenaze namazı sonrasında yine bu şehirde toprağa verilecek.

Karanlık kaza

Genç Müslümanlar Teşkilatı Genel Başkanı Ömer Behmen, 9 Ocak 2007 günü akşam saatlerinde Hamdiya Kreşevlyakoviç Caddesi'ndeki (Hamdija Kresevljakovica Ulica) Drvenya Köprüsü'nde (Drvanja Cuprija) Sırp asıllı bir kişinin geri geri gelerek çarpması neticesinde ağır yaralanmıştı. Kırmızı ışıkta duran aracın geri manevra yapması ile meydana gelen kazada yaralanan Behmen, Kosevo Devlet Hastanesi kaldırılmıştı. Uzun bir dönem yoğun bakım servisinde müşahede altında tutulan Ömer Behmen'i doktoru haricinde kimsenin görmesine izin verilmemişti. Kaza sebebiyle bir gözünü kaybeden Ömer Behmen, yaklaşık iki senedir tekerlekli sandalyede yaşamını yürütüyordu.

Meydana gelen kaza ile alakalı olarak, polis raporunun aksine, görgü tanıkları aracın Ömer Behmen'e, kırmızı ışıkta çarptığını belirtiyorlar. Genç Müslümanlar Teşkilatı, 2007 yılında meydana gelen kazada kasıt ihtimalinin çok yüksek olduğunu kaydediyor.

Rahmetli Ömer Behmen kaza geçirmeden birkaç gün evveline kadar, Kurban Bayramı vesilesi ile gittiğimiz Saraybosna'da, birlikteydik. Genç Müslümanlar'ın Moriça Han'da bulunan genel merkezinde Ömer Behmen ile sohbet ederken, "hazırlan, yarın seninle bir seyahat yapacağız inşallah" demişti. Ertesi gün sözleştiğimiz gibi Ömer Behmen'in evinde buluşup Saraybosna yakınlarındaki Osenik'e doğru yola çıktık. İlerlemiş yaşına rağmen dur durak bilmeyen Ömer Behmen, tüm yol boyunca, Genç Müslümanlar Teşkilatı'nın bugüne kadar yaptıkları ve ileride yapmayı planladıkları çalışmaları anlattı.

Kestiğimiz kurbanları dağıtmak için gittiğimiz Sırp Cumhuriyeti'ndeki (Republika Sırpska) Müslüman köyünün camisini kast ederek; "Gördün değil mi? Minaresi yok. Minare yapılması lazım" diyordu. Saraybosna'dan başlayan ve yaklaşık kırk beş dakika süren bir yolculuğun ardından Pazariç ve Tarçin'i geçerek, Genç Müslümanlar tarafından Osenik'te yapılan bir camiyi ziyaret ettik. Ömer Behmen, bir yandan caminin yeni tamamlanan minaresini gösterirken, diğer yandan da hafta sonlarında çocukların Kur'an-ı Kerim ve diğer İslami bilgileri almak için camide toplandıklarını izah ediyordu. Tüm bunları söylerken Ömer Behmen'in yüzünde mütevazı bir gurur ifadesi vardı. Hiçbir cümlesinde "ben" bulunmayan rahmetli Behmen, "daha çok cami yapmamız lazım" diyordu.

İstanbul'a dönmeden bir gün önce yaptığımız bu gezinin ardından genel merkeze döndük ve faaliyetler üzerinde fikir alış verişinde bulunduk. Ömer Behmen'in yanından ayrılırken, her zaman övgüyle bahsettiği ve büyük bir gururla "arkadaşım" dediği Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a, Türkçe "Maksuz Selam" göndermesi ve alnıma kondurduğu öpücük, hiçbir zaman unutamayacağım anlardan biri olarak kalacak.

Genç Müslümanlar Teşkilatı

Peki, rahmetli Ömer Behmen kimdir? Neden bizim için bu kadar önemli? Tüm bu soruların cevaplamak için Genç Müslümanlar Teşkilatı ve Ömer Behmen'in geçmişine ve yaptıklarına göz atmak yeterlidir.  Rahmetli Aliya İzzetbegoviç, Genç Müslümanlar Teşkilatı için; "Özgür Bosna'nın temelidir" ifadesini kullanıyordu. Bugün hala çalışmalarını devam ettiren Genç Müslümanlar Teşkilatı, Müslüman Boşnak halkının varlığını korumak adına önemli bir vazifeyi yerine getirmiştir. Bilinçlilik derneğindeki gençlerin 1939 yılında düzenlediği toplantılar Genç Müslümanlar Teşkilatı'nın ilk adımlarıydı. Genç Müslümanlar teşkilatının öncüleri her ne kadar Boşnak Müslümanlar olsa da, Balkanlardaki tüm Boşnak, Arnavut ve diğer milletlere mensup genç Müslümanların katılımıyla kurulmuştu. Bu gençlik grubunun niyeti İslam toplumunu geliştirerek başta Bosna Hersek olmak üzere Balkanlar ve Avrupa'daki Müslümanların İslam'la olan bağlarını kuvvetlendirmek için yol göstermekti.

1940'da lise ikinci sınıftayken teşkilata üye olan rahmetli Aliya İzzetbegoviç, Genç Müslümanlar Teşkilatı ile ilk temasını ve teşkilat mensuplarını Tarihe Tanıklığım kitabında şu şekilde anlatıyor: "Genç Müslümanlar olarak bilinen grupla ilk kez Yugoslavya'nın düşmesinden birkaç ay önce temasa geçtim. Bunların çoğu Zagrep ve Belgrad Üniversitelerinde okuyan öğrencilerdi; onlarla birlikte Saraybosna'daki Birinci ve İkinci Liselerden bazı öğrencilerde vardı. Ormancılık öğrencisi Tarik Muftic, 1945'te komünistlerce öldürülen tıbbiye öğrencisi Esad Karadozoviç, mühendislik okuyan Emin Granov ve 1951'de Yugoslavya'yı bir daha geri dönmemek üzere terk edecek olan inşaat mühendisliği öğrencisi Husref Basagic tarafından bir grup oluşturulmuştu. Aralarında 1944 sonunda yine komünistler tarafından öldürülen genç bir fenni ziraatçı olan Asaf Serdareviç de bulunuyordu." [Sayfa 17]

Mart 1941'de Yugoslavya Krallığı parçalanmaya başladığında, Genç Müslümanlar Teşkilatı da, ilk resmi genel kurulunu yapmak için Saraybosna'da toplanmıştı. Elli üyenin katıldığı genel kurulda açılış konuşmasını yapan Tarik Muftiç teşkilatın ilk lideri oldu. O zamanki anayasa gereği, genel kurula bir polis katıldı. Genel kuruldan 15 gün sonra, Nisan 1941'de, Almanların Yugoslavya'yı işgal etmesiyle birlikte genel kurul kararları, yeni yönetim kurulu protokolü ve yeni tüzük mahkemeye verilemedi. Dolayısıyla dernek asla tescil ettirilemedi.

Çentikler ve Ustaşalar

1944 yılında başlayan İkinci Cihan Harbi ile çoktan paylaşılmış olan Bosna Hersek toprakları resmen işgal edildi ve Müslümanlara karşı bir yok etme hareketi başlatılmıştı. Müslümanların malları ellerinden alındı, evleri ateşe verildi. Ustaşalar [Hırvat Milliyetçileri] ve Çentiklerin [Sırp Milliyetçileri] saldırıları karşısında Müslüman Boşnakların, her şeylerini bırakıp, belli bölgelere çekilmekten başka çareleri kalmamıştı. Bosna Hersek'in büyük bir kısmı Faşist Ante Paveliç'in kurduğu, Bağımsız Hırvat Devleti NDH'nin kontrolüne geçti. Bağımsız Hırvat Devleti'nin kurulmasının ardından Ustaşalar yeni bir hükümet kurdular. Hitler Almanya'sının desteğini alan yeni hükümet, Hitler'i örnek alarak örgütleniyordu. Bu doğrultuda hükümete bağlı Genç Ustaşalar Teşkilatı kuruldu. Genç Ustaşaların hedefi; tüm Hırvat ve Müslüman gençleri çatısı altında toplamak ve ilan edilen Bağımsız Hırvat Devletinin ordusuna katmaktı. Büyük Hırvatistan hayalini taşıyan bu örgüt Müslüman Boşnakların aslen Hırvat olduklarını ve zorla Müslümanlaştırıldıklarını vurgulanıyordu. Bu sebeple Genç Müslümanlar, Hırvat Hükümeti'nin, Genç Ustaşalar ile birleşme teklifini kabul etmediler. Bunun üzerine, Hırvat hükümeti, Genç Müslümanlar organizasyonunun faaliyetlerini engellediler. Ancak bu Genç Müslümanları yıldırmadı. Teşkilat fikri çalışmalarına yılmadan devam etti.

Genç Müslümanlar, Busulaciç, Mehmet Hanciç ve hafız Panca gibi ünlü âlimlerden aldıkları derslerle siyasi, dini ve genel eğitimlerini oluşturdular. Bu âlimler, Genç Müslümanlar'da, Müslümanların durumunu iyileştirebilecek gücü görmüşlerdi. Bu sebeple bu ideolojik rolü oynamaları için onları motive edip, yardım ediyorlardı. Rahmetli Aliya, o dönemde okuduğu birkaç kitabı şu sözlerle anlatıyor: "O sıralarda, Ali Mutevelliç tarafından kaleme alınan ve büyük bir hayranlık duyduğum 'İslam Işığında' adlı eseri okuyordum. Bu, çok kıymetli bir eserdi ve benim üzerimde büyük etkisi olmuştu. Ayrıca Osman Nuri Haciç'in yazdığı 'Hz. Muhammed ve Kur'an' bana yön veren eserlerdendir. Bu eserler teşkilatımızda okunuyor ve tartışılıyordu. Böylece İslam'ı gerçek kaynaklarından öğrenmeye başlamıştık."

İlk şehitler

Genç Müslümanlar, İkinci Cihan Harbi esnasında başında büyük âlim Mehmet Efendi Hanciç'in bulunduğu 'El-Hidaje' ve yine Müslümanlar tarafından kurulan yardım kuruluşu 'Merhamed' organizasyonlarında göçmenlere yardım ederek hem savaş sebebiyle mağdur olmuş Müslüman ailelere sahip çıkma hem de fikirlerini hayata geçirme imkânı buldular. Ancak imkânlar çok sınırlı idi. Bu çalışmalar esnasında, komünist rejim tarafından Mart 1945'te, öldürülen beş kişi Genç Müslümanların ilk şehitleri oldular.

1945 Nisanında Komünistler Saraybosna'ya girdiğinde 45 yıl sürecek olan komünist dönem de başlamış oldu. Tito'nun Komünist Partisi hükümete geldikten sonra, Hırvat Ustaşaları ve Ustaşaların zorlamasıyla savaşa katılmak mecburiyetinde bırakılan Müslümanları cezalandırmaya başladı. Çok zor günler geçiren Müslümanlar, buna rağmen, ateizm ve Müslümanlara karşı yürütülen politikaya karşı çıktılar.

Hırvat Gençler organizasyonunun denetimine girmeyi kabul etmedikleri gibi, Komünist Gençler Derneği'nin kontrolü altına girmeyi de kabul etmediler. Ardından Aliya İzzetbegoviç ile birlikte aralarında Mustafa Busuladziç, Esad Karadzozoviç, Asaf Serdareviç, Nurudin Gackiç, Osman Krupalija, Sakib Nisiç, Nusret Fazlibegoviç, Hasan Biber, Halid Kajtaz, Omer Stupaç, Asim Camdziç, Fikret Ploço, Omer Kovaç'ın bulunduğu birçok teşkilat üyesi için 1 Mart 1946'tan sonra mahkeme günleri başladı. Genç Müslümanları, gruplar halinde ve sistemli şekilde yargıladılar. Birinci grup 1946'da; İkinci, Üçüncü grup 1947'de, dördüncü ve beşinci gruplar 1948'de ve son tutuklama 1949'da yapıldı. "Bosna-Hersek'te yaklaşık 1000 kişi tutuklandı." [Sayfa 20]

Komünist Güvenlik Servisi UDB'nin tutukladığı Genç Müslümanlar, bu cesaretlerinin bedelini idamlar ve hayastlarının en güzel yıllarını komünist rejim hapishanelerinde geçirerek ödediler. Aliya'nın üç yıla mahkûm edildiği yargılamalar zinciri sonunda idama mahkûm edilen dört kişi arasında en yaşlısı 27 yaşındaki Hasan Biber; en genci ise daha 20'sinde bile olmayan Nusret Fazlibegoviç'ti. Oysaki Genç Müslümanlar mensupları hiçbir öldürme, soygun ve benzeri terör faaliyetine karışmamışlardı. Marksizm'i kabul etmeyen, dini ve kültürel kimliklerini muhafaza etmeye çalışan bu insanlar, terör örgütü olarak görülen teşkilatın emellerini yeniden canlandırmakla itham edilmişlerdi.

Komünist Güvenlik Servisi UDB, yargılamalarda kanıt göstermeksizin üzerinde "Düşmanla işbirliği" ya da "sosyalizme karşı propagandadan dolayı çalıştırma cezasına gönderilmiştir" yazan bir evrakla beğenmediği kişileri devlet hizmeti çalışma cezası için maden yatağına, yol, köprü veya diğer inşaat projelerine çalışmaya gönderiyordu. Yapılan bir araştırmaya göre bu dönemde UDB'nin listesinde yer alan 4500 civarında genç, Genç Müslümanlar organizasyonuna mensup oldukları için, komünist rejim hapishanelerine gönderilmişti.

1946'da başlayan ve 1951'e kadar devam eden yargılamalarla birlikte teşkilat tamamen tahrip edildi. Teşkilatın bütün liderleri hapisteydi. Kalanlar ise ya kaçmışlar ya da gizleniyorlardı. Netice itibariyle teşkilat artık fiilen mevcut değildi. Rahmetli Aliya İzzetbegoviç o günleri şu şekilde anlatıyor: "Bu yıllar boyunca yapılan yargılamalardan çıkan mahkûmiyetleri topladığımda, Genç Müslümanların birkaç bin yıl hapse mahkûm edilmiş olduğunu düşünüyorum... Saraybosna'nın dükkânları boş ama hapishaneleri doluydu; özellikle de Kominformistler, Genç Müslümanlar ve dili uzamış insanlarla." [Sayfa 25 ve 27]

Yeniden faaliyetler başlıyor

Elbette komünist yönetim Genç Müslümanları sonsuza kadar mahkûm edemezdi. Teşkilat mensupları hapisten çıktıktan sonra da faaliyetlerini sürdürdüler. Onlar yaptıkları işte hep en iyi; öğrenci, işçi ve meslek erbabı oldular. Ortak çalışmalarını ve arkadaşlıklarını hep devam ettirdiler. İslam ve Müslümanlar hakkında bilgiler içeren Preporod gazetesini çıkarmaya başladılar. Careva [Sareva] Camii, Tabacki [Tabaçki] mescidinde İslam ilimleri üzerine dersler düzenlediler. Preporod, Takvim, Glasnik gibi gazetelerde ve çeşitli kitaplarda fikirlerini neşrettiler. Böylece Genç Müslümanların yıldızı bir defa daha parlamaya başladı.

Genç Müslümanlar'ın eski gücüne kavuşması komünist rejimi yeniden harekete geçirdi. 23 Mart 1983 günü sabahının ilk saatlerinde kapıyı çalan Komünist Gizli Servisi UDB görevlilerinin akşam geç saatlerde biten aramasından sonra Aliya İzzetbegoviç, gözaltına alınarak Devlet Güvenlik Karargâhına götürüldü. Ardından Bölge Hapishanesine nakledildi. Tek tutuklanarak sorgulanan Aliya İzzetbegoviç değildi. Bosna'nın dört bir yanından yüzlerce insanın tutuklanarak sorgulandığı bu dönem 'Saraybosna Süreci' olarak anılmaktadır.

Yüz gün boyunca devam eden sorgulamaların ardından, Aliya İzzetbegoviç ile birlikte; Ömer Behmen, Hasan Çengiç, İsmet Kasumagiç, Edhem Bıçakçı, Husein Zivaly, Rusid Pruguda, Salih Behmen, Mustafa Spahiç, Cemal Latic, Melika Salihbegoviç, Derviş Durdeviç, Cula Biçakçiç, devlete karşı fesat tertip etmek ve düşünce suçundan Yugoslavya Federal Mahkemesinde yargılanmaya başladılar. Yargılama sonunda toplam doksan yıla mahkûm edilen on üç entelektüelden; Aliya İzzetbegoviç 14 ve daha önce 11 yılını hapishanede geçirmiş olan Ömer Behmen 15 yıla mahkûm edildi. Federal Mahkemeye yapılan itirazlardan sonra da sonuç pek değişmedi: Aliya İzzetbegoviç dokuz, Ömer Behmen sekiz, İsmet Kasumagiç yedi, Hasan Çengiç altı ve Salih Behmen dört yıla mahkûm edildiler.

Komünist rejim bu mahkûmiyetlerle Boşnakların direncini tekrar kırmak istiyordu. Ancak netice umdukları gibi olmadı. Hapishaneden çıktık sonra ve diğer entelektüel Müslümanların katılımıyla daha da güçlenen Genç Müslümanlar, bir parti kurmak için harekete geçtiler. 8 Ekim 1989'da aralarında Aliya İzzetbegoviç, Ömer Behmen, Muahmmed Çengiç, Prof. Suleyman Masoviç, Edhem Traljiç, Safet İsoviç ve Cemaludin Latic'in bulunduğu 'Kırklar' grubu, neticesi Aliya İzzetbegoviç'in Devlet Başkanlığına kadar uzanacak olan süreci başlatarak, Demokratik Eylem Partisi SDA'nın kuruluşunu ilan ettiler.

Bu esnada Genç Müslümanlar, komünist rejim tarafından kapatılan Merhamed, Preporod [Yeniden Doğuş], Trezvenost Boşnak derneklerinin yeniden canlandırılması ve Boşnak İslam tıp Teşkilatı BIMA ile Soykırım Müzesi ve Boşnak Siyaset Mahkûmları Teşkilatının kurulması için çalışmalar başlatıldı. Bosna-Hersek'e karşı yapılabilecek saldırılara karşı savunma hazırlıklarına yardımcı oldular. Bosna Savaşı esnasında da işgalcilerin soykırım planlarına mani olmak için savunmayı organize ettiler.

Ömer Behmen'li yıllar

Savaşın en şiddetli olduğu dönemlerde bile Aliya İzzetbegoviç'in yanından ayrılmamış ve bağımsız Bosna-Hersek devleti için mücadele etmişti. Savaş sonrasında da mütevazı hayatına devam eden Ömer Behmen, Bosna-Hersek'te İslami çalışmalar yapan ve muhtaçlara yardım dağıtan Genç Müslümanlar Teşkilatı'nın uzunca bir dönem genel başkanlığını yürüttü.

Saraybosna'daki Moriça Han'da çalışmalarını sürdüren Genç Müslümanlar Teşkilatının Genel Başkanlığını uzunca bir süre rahmetli Ömer Behmen yürütmüştü. Ömer Behmen, dünya üzerinde (20 ve 15'er yıl olmak üzere toplamda otuz beş yıl) "siyasi suçtan" en uzun zamanlı cezaya çarptırılan ve yine dünyada "siyasi suçtan" en uzun zamanı (17 yıl 5 ay) hapishanede geçiren beş kişiden biriydi. En zor zamanlarda bile, Bosna-Hersek'te İslam'ın ve Müslümanların varlığını devam ettirmeleri için çalışan mücahitlerdendi. Aynı zamanda Boşnakça Mladi Muslimani yerine Türkçe Genç Müslümanlar ifadesini kullanmamızı isteyecek kadar Osmanlı idi.

Rahmetli Ömer Behmen, işgalci Sırpların Bosna-Hersek'te gerçekleştirdikleri soykırıma karşı direnişi örgütleyen, Genç Müslümanlar Teşkilatı'na 1943 yılında Mostar'da katıldı. 1945 yılında rahmetli Ömer Stupac, Nusret Fazlibegoviç ve ağabeyi Salih Behmen ile birlikte bu şehirde çalışmalar yaptı. 1948 yılında Saraybosna'ya gelen Ömer Behmen Genç Müslümanlar'ın genel merkezinde çalışmaya başladı. Saraybosna ve Mostar Gizli Polis Servisi'nin tahkikatları neticesinde, Eylül 1949'da tutuklandı. Mostar'daki yargılama sonrasında 20 yıl cebri çalışma cezasına mahkûm edildi. Cezanın 17 yılını komünist hapishanelerinde geçirdi.

1960 yılında serbest bırakılan Ömer Behmen, Eylül 1962'de başladığı Sarajevo İnşaat Fakültesi eğitimini 1967'de tamamladı. 1974-1977 yılları arasında Libya'da inşaat mühendisi olarak çalışan Ömer Behmen, İslam Direniş Birliğine üye olarak birçok zarar görmüş cami, mescit ve mektebin yenilenmesini ya da yeniden inşa edilmesini kapsayan elli civarında projede görev aldı.

Ömer Behmen, hem toplumsal hem de ideolojik faaliyetlerde Aliya İzzetbegoviç başta olmak üzere; Salih Behmen, Munir Gavrankapetanovic, Mehmet Arapic, Rusid Prugud ve diğer Genç Müslümanlar üyeleri ile beraber çalıştı. Sarajevo'da öğrenciler için Sareva Camii (Careva Dzamija) ve Tabaçki Mescid'inde (Tabacki Mesdzid) sohbetler düzenledi. Preporod (Yeniden Doğuş) adlı dergiyi çıkaranlar arasında bulundu.

Mart 1983'de Saraybosna'da yeniden tutuklandı. Gizli Polis Servisi'nin tahkikatları neticesinde 'Müslüman Aydınlar'ın meşhur davasında "komünist rejim aleyhtarı propaganda yapmaktan" dolayı Kasım ayında 15 yıl hapse mahkûm edildi. 1988'de komünist rejimin çökmesiyle birlikte diğer siyasi tutuklularla birlikte Behmen de serbest bırakıldı. 1990 yılında İslam Birliği Sarajevo Bölgesi Başkanlığı'na getirildi. 1993 yılında Bosna-Hersek Cumhuriyeti İran Büyükelçi Vekili olarak Tahran'a gidinceye kadar, Saraybosna'daki Osmanlı Vakıf eserlerin en önemlisi olan, Gazi Hüsrev Bey Vakfı'nın mütevelli heyetinde görev aldı.

Aliya'nın en güçlü kalesi

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç'in kurucusu olduğu SDA'nın (Demokratik Eylem Partisi) kurucuları arasında yer aldı. 1991 yılında yapılan SDA Birinci Kongresi'nde Genel Başkan Yardımcılığı'na seçildi. Partide yaptığı başarılı çalışmalar ve Aliya İzzetbegoviç'e olan yakınlığından dolayı "Aliya İzzetbegoviç'in en güçlü kalesi" olarak anılmaktaydı.

İki dönem Genç Müslümanlar Teşkilatı'nın Genel Başkanlığı'nı yürüten Ömer Behmen, savaşı sonlandıran Dayton Anlaşması ile birlikte bir bilinmeze doğru sürüklenmek istenen ve savaşın yaralarını henüz saramayan Bosna-Hersek için çalışmaya devam ediyordu. Nerdeyse hiçbir sabit geliri olmayan teşkilatta onlarca eski üyenin sağlık ve gıda sorunlarının giderilmesi için azimle çalışıyordu. Vatanlarına dönme fırsatı bulan ancak savaş esnasında evini ve tüm mülklerini kaybeden Boşnakların hayata yeniden tutunmaları için maddi ve manevi katkıları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyordu. Fiziksel engelli çocuklara, şehit ailelerine, hasta ve yaşlılara imkânlar ölçüsünde sahip çıkılmasını sağlıyordu. Lise ve üniversite öğrencilerine burs ve Ramazan boyunca iftar verilmesine vesile oluyordu. Saraybosna, Vişegrad, Gorajde ve özellikle Dayton Anlaşması ile Bosnalı Sırplara bırakılan Doğu Bosna'da cami ve mescitler yapılmasını organize ediyordu.

İşte tüm bu güzel hizmetlerin yapılmasına vesile olan Ömer Behmen, 23 Nisan 2009 Perşembe günü sabah saatlerinde Saraybosna'daki evinde vefat etti. Genç Müslümanlar Teşkilatı ve Bosnalı Müslümanlar bir anlamda yetim kaldı. Allah'tan (c.c) duamız Ömer Behmen'e rahmet etmesi ve cennetine yerleştirmesidir. Allah, Ömer Behmen'i, Genç Müslüman nesillerin şerefli mirasçılarından eylesin.

Bosnalı Müslümanların ve özgür Bosna-Hersek'in var olma mücadelesinde önemli bir kilometre taşı olan Genç Müslümanlar Teşkilatı Genel Başkanı mücahit Ömer Behmen'e Allah'tan rahmet ve tüm Boşnak kardeşlerimize baş sağlığı diliyoruz.

  

Yorumlar