Duyuru

28 Şubat hortladı

Yazılar - Kosova Haberleri

  /   665   /   19 Kasım 2014, Çarşamba

Akit
 Yazdır

  Kosova, 8 Haziran’da düzenlenen genel seçimlerden beri, siyasi bir kriz yaşıyor. Krizin en önemli sebebi, seçimi önde tamamlayan Kosova Demokratik Partisi-PDK’ya karşı birleşen dört partili VLAN koalisyonun, iktidar ısrarından vazgeçmemesi.

Kosova Demokratik Birliği-LDK, Kendin Karar Al Hareketi, Kosova’nın Geleceği İçin İttifak-AAK ve NISMA’dan oluşan VLAN Koalisyonu, 120 sandalyeli Kosova Meclisi’nde, 63 sandalyeye sahip. Ancak olası VLAN koalisyonu hükümetinde, Kendin Karar Al Hareketi’nin desteği dışarıdan olacak.

Kosova Demokratik Partisi-PDK’nın ise 37 sandalyesi var. PDK, iki sandalyesi bulunan Kosova Türk Demokratik Partisi-KDTP de dahil, azınlıktaki topluluk partilerinin 20 temsilcisinin desteğini almayı planlıyor. Ancak bu da yeterli değil. 

Hal böyle olunca, ne Kosova Meclisi toplanabiliyor, ne de hükümet kurma çalışmaları başlayabiliyor. Meclis toplanamadığı için meclis başkanı da seçilemiyor.

Seçimlerin ardından yapılan ilk ve tek meclis başkanlığı seçiminde, VLAN Koalisyonun adayı olan LDK lideri İsa Mustafa seçildi. 
PDK’nın itirazı üzerine konuyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, “Meclis Başkanı, en çok oyu alan partiden seçilir” hükmünü verince, işler karıştı. VLAN Koalisyonu, geride kalan 5 ayın ardından, KDP’nin adayını desteklemeye razı oldu. Ancak bu sefer de VLAN koalisyonunda, Başbakanlık tartışması başladı.

Ülkede temsilciliği bulunan küresel güçler de, bu iktidar tartışmalarına müdahil oldular. Seçimler öncesinde iktidar ve muhalefet arasında saflaşan küresel güçler, seçim sonrasında da, bu saflaşmayı sürdürüyorlar.

Öyle ki, ABD, Almanya ve İngiltere Büyükelçilikleri, Kosova’daki siyasi parti genel merkezleri kadar yoğun siyasi tartışmalara ev sahipliği yapıyorlar. Özellikle Almanya, siyasi krizin baş gösterdiği günden beri, Kosova’da etkin bir faaliyet yürütüyor. 

Almanya’dan gelen çok sayıda siyasi, LDK lideri İsa Mustafa başta olmak üzere, bu ülkedeki muhalefet ile yakın temaslarda bulunuyor. Aynı şekilde İsa Mustafa da, Almanya’ya davet edilip, müstakbel Başbakan olarak takdim ediliyor.

ABD ve İngiltere ise daha çok seçimin galibi PDK ile yakın temasta bulunmayı ve bu partiye destek veren açıklamalar yapmayı tercih ediyorlar. 
Küresel güçler, her ne kadar iktidara kimin geleceğinde uzlaşamasalar da, Kosova’nın İslami hassasiyetlerden uzaklaşması noktasında benzer görüşlere sahipler. 

Küresel güçlerin uzun süredir beklediği fırsat, Irak ve Suriye’den geldi. IŞİD ve El Nusra bünyesindeki Kosovalılar bahane edilerek, bu ülkenin 28 Şubat’ı için düğmeye basıldı. 

Ağustos ayında başlayıp aylarca devam eden operasyonlar neticesinde, cami imamları ve siyasi parti başkanları, gözaltına alındı, derneklerin faaliyetleri durduruldu.

Operasyonlar ve tutuklamalar, özellikle Soros destekli medya tarafından sansasyonel hale getirildi. Aslına bakılırsa Kosova’daki radikal akımlar, bu ülkeyi, diğer Avrupa ülkelerini tehdit ettiğinden daha fazla tehdit etmiyor. Ancak asıl mesele Kosova’daki radikal unsurlar değil. Bu sadece bir kılıf.

Seçimler öncesinde PDK ile iktidar ortağı Adalet Partisi-PD arasında, kız öğrencilerin başörtüyle derslere girmesini yasaklayan idari talimatın değiştirilmesine dair anlaşma yapılmıştı. Ne var ki, hâlâ okullarda ve kamu kurumlarında, başörtüsüne izin verilmiyor. Üniversite öncesi eğitimde din dersleri müfredata dahil edilmiyor. PDK Gençlik Kolları üyeleri, cahilce bir hareketle, Kelime-i Tevhid ve Hz. Peygamber’in mührünün yer aldığı IŞİD bayrağını yaktılar. Ülkedeki hocalardan ve diğer İslami hassasiyet sahibi kurum ve kuruluşlardan intikam alma kampanyasına dönüşen, siyasi tutuklamalar da cabası.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, Kosova Silahlı Kuvvetleri’ne dönüşmesi beklenen, Kosova Güvenlik Kuvvetleri’ne kısa bir süre önce gönderilen yazılı emir ile kışlalarda namaz kılınması yasaklandı. 

Kosova Güvenlik Kuvvetleri Bakanı Agim Çeku, yasağın geçici olduğunu söylese de, Müslüman asker ve subayların, dini hürriyetlerinin ihlal edildiği gerçeği orta yerde duruyor.

Kosova’daki kurumsal boşluk, ülkedeki kurumlara da önemli zararlar veriyor. Örneğin, Kosova elçiliklerindeki bazı görevliler, aylarca maaş alamadılar. Kosova’nın önemli altyapı ve enerji projelerinden bir tanesi olan yeni termik santralin yapımı da durma noktasına geldi. Kamu ve özel sektördeki yatırımlar da azaldı. 

Toparlarsak; Kosova’daki dini, siyasi, kurumsal ve mali kriz, her geçen gün biraz daha derinleştiriyor. Kosovalı siyasiler, kişisel çıkarları bir kenara bırakıp, kurumların oluşturulması için çaba sarf etmeliler. Aksi halde Kosova halkı, ilk seçimde siyasi aktörleri tamamen değiştirebilir.  

Yorumlar